Facebook
Twitter
TBMM 1998 Yılı Bütçe Konuşması
İlhan Kesici | TRT 3 - TBMM 1998 Yılı
Bütçe Konuşması | 25.12.1997
Videosu için tıklayın
[ Videosunu İzle]

(TBMM Başkanı Hikmet Çetin:)

Simdi, söz, yine Anavatan Partisi Grubu adina ikinci konusmayi yapacak olan Bursa Milletvekili Sayin Ilhan Kesici'de.

Buyurun Sayin Kesici. (ANAP siralarindan alkislar)

ANAP GRUBU ADINA ILHAN KESICI (Bursa) :

Sayin Başkan, Degerli Milletvekilleri;

Hepinizi, Anavatan Partisi Meclis Grubu ve şahsim adina saygiyla selamliyorum.

Degerli Milletvekilleri,

Türkiye, zor bir dönemden geçmektedir; hem siyasî bakimdan, hem iktisadî bakimdan bir zor dönemdir.

55 inci Hükümetimiz, böyle zor bir dönemde kurulmustur. On gündür tartisilmakta olan 1998 yili bütçesi de, böyle zor bir iktisadi zaman içerisinde hazirlanmis ve huzurlariniza sunulmustur.

On gün boyunca, 1998 yili bütçesi, bütün teferruatiyla tartisilmistir. Ben inaniyorum ki, Hükümetimiz, yapilmis olan bütün degerli tenkitleri, hüsn-ü zanla ele alacaktir.

Degerli Milletvekilleri,

1998 yili bütçesi, netice itibariyle, açigi olan bir bütçedir. Bu açik, küçük bir açik da degildir. B ütçenin tamamina nispeti itibariyle yüzde 27 civarinda bir açigi vardir, millî gelire nispeti itibariyle de yüzde 8,1 açigi vardir.

Elbette, bu, bir birikimin sonucu olarak böyle açik vermis olan bir bütçedir.

Normalinde, denk bütçe yaklasimi, modern bütçe teknikleri itibariyle de, ekonomi politikalari itibariyle de, ille de arzulanan bir yaklasim degildir.

Bütçelerin denk olmasi, dünyanin aradigi, bizim de aradigimiz bir hadise degildir. Dünyanin da aradigi, bizim de aradigimiz, bütçelerin millî gelire nispeti itibariyle yüzde 2,5-3 nispetinde bir açik vermesi halinde, bu bütçelerle ülkelerin özlemlerinin karsilanabilir olmasidir.

Degerli Milletvekilleri,

Bu bütçenin ikinci temel özelligi, yani, samimî olmasinin yaninda ikinci temel özelligi, yaklasik son otuz yilin, belki de bütün bütçelerinden daha iddiali bir bütçe olmasidir.

Bu bütçeyle 55 inci Hükümetimiz, "Ben, belli bir program içerisinde olmak üzere, önce birinci senede bu enflasyon belasini yariya, yüzde 50'ye; ikinci senede, yüzde 20'ye; üçüncü senede, sadece yüzde 10'un da altinda degil; ama, net olarak yüzde 3'e indirecegim", diye büyük bir iddiada bulunuyor.

Elbette, Hükümetimizin bu iddiasini yerine getirip getiremeyecegini zaman içerisinde görecegiz. Ama, sadece, böyle büyük bir iddiada bulunmus olmasi bile, bana göre, bize göre, kutlanmasi gereken, kutsanmasi gereken bir yaklasimdir.

Degerli Milletvekilleri,

Hükümetimiz, bu iddiayi kuvvetlendirecek baska bir seyler daha söylüyor. Diyor ki:

"Ben, bu üç yillik zaman dilimi içerisinde huzurlariniza, Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna bir vergi kanunu tasarisi sunacagim, sosyal güvenlik kanun tasarisi sunacagim, malî mevzuatin ve malî piyasalarin yeniden tanzim edilmesiyle ilgili bir yaklasimi huzurlariniza sunacagim, ve netice itibariyle, mahallî idareler reformunu da Büyük Millet Meclisinin huzuruna sunacagim."

Bu bakimdan, bu büyük iddiada da bulunmus olmasi münasebetiyle, ben, Hükümetimizi, şahsim ve Anavatan Partisi Grubu adina tebrik ediyorum.

Degerli Milletvekilleri,

Bu bütçenin en kritik kalemlerinden biri, belki de üzerinde en çok durmamiz lazim gelen kalemlerden bir tanesi, faiz kalemidir.

Müthis bir birikim neticesinde, faizin, özellikle içborç faizlerinin millî gelire orani yüzde 11 gibi, şimdiye kadar hiç görülmemis bir orana ulasmis olmasidir.

Bu, elbette, sadece bir 6 ayin, sadece bir 1 yilin, sadece bir 2 yilin birikimi degildir; uzun yillarin birikimi olarak bu noktaya gelmistir.

Bu rakamin normaline bakmamiz icap ettiginde, içborç faiz hadlerinin, millî gelire nispeti itibariyle 0,5 ilâ 1 puan arasinda olmasi normaldir, onun üzerindeki bütün yük, ülkeyi sikintiya sokacak olan bir hadisedir.

Tabiî, on gündür Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzurunda rakamlar uçustu. Ama, ben de birkaç rakam vermek mecburiyetinde hissediyorum kendimi.

Içborç faizi 5,3 katrilyon lira. Ne demek acaba bu? Dolara vurursak 22 milyar dolar; güne vurdugumuzda 15 trilyon lira.

Yani, Sayin Basbakan veya Hükümet veya Türkiye, sabah 09.00'da, Bismillah deyip ise basladigindan, aksam 18.00'e kadar geçecek zaman süresi içerisinde, her gün, 15 trilyon lira içborç faizi ödüyor.

Bu, ekonomimizin biriktirmis oldugu bütün problemlerin en belirgin, en net göstergesidir.

Bu 15 trilyon lirayla ne yapilabilir? Eger, Hükümetin iddiasi istikametinde bu faiz belasindan kurtulabilirsek su yapilir;

Türkiye'nin her bölgesinden bir küçük örnek vermek istiyorum degerli Milletvekilleri:

Mus ovalari, Türkiye'nin üçüncü büyük ovalaridir. Alpaslan-l, Alpaslan-ll barajini bekler. Alpaslan-l barajinin neredeyse üçte 1'i bitmistir ve bitmesi için lazimgelen para, sadece 12 trilyon liradir. Yani, Türkiye, 1 günlük, bu faiz belasindan kurtulmus olsa, Türkiye'nin en parlak ovalarindan biri olan bütün Mus ovalarini ayaga kaldirmis olur.

Türkiye'nin Ege Bölgesinden bir örnek vermek istiyorum: Denizli Baklan ovalari... Asagi yukari 60 bin hektardir; 20 bin hektarlik bölümü sulamaya açilmistir, 40 bin hektarlik bölümü su beklemektedir; yani, 400 bin dönüm arazi su beklemektedir.

Baklan ovalarinin, bu 400 bin dönüm arazinin suyu alabilmesi için, sadece 16 trilyon lira lazim; yani, Türkiye, içborcuna ödedigi 1 günlük faiz parasiyla -faiz yatirimiyla diyelim- 20 senedir bekleyen bütün Baklan ovalarini ayaga kaldirabilecek takattadir.

Üçüncü örnek, Türkiye'nin dördüncü büyük vilayeti, ekonomide üçüncü büyük vilayeti ve benim de seçim bölgem Bursa... Türkiye'nin her tarafina, Türkiye'den dünyanin her tarafina uçakla gidilir; bir yere gidilemez; Bursa'ya...

Bursa, 20 senedir havaalani bekler; havaalaniyla, 22 kilometrelik sehir baglantisi yolunu bekler, 23 kilometrelik bir çevre yolunu bekler. Bütün bu projelerin toplam bedeli asagi yukari 130 milyon dolardir; yani, Türkiye'nin, sadece 2 günlük faiz ödemesiyle halledebilecegi bir meseledir.

Demek ki, biz, 2 günlük parayla, senede, 180 tane Bursa'nin, birikmis 20 yillik ihtiyaçlarini karsilayabilme imkânina sahibiz.

4 üncü örnek, Orta Anadolu'nun en fakir, en geri kalmis bölgelerinden biri olan benim memleketim Sivas'tir. 1997 yilinda yapilmis olan sayimda, vilayet nüfusu olarak geri kalan, eksiye giden tek vilayeti var Türkiye'nin; o da Sivas.

Sivas'in bütün birikmis projelerinin tamami 180 milyon dolardir. 3 günlük faiz ödemesinden kurtulmamiz halinde, Sivas'in birikmis bütün problemlerini çözmek mümkündür.

Degerli Arkadaslar,

Hem dünyanin en büyük iftiharlarindan biri olan, hem Anavatan Partisinin en büyük iftiharlarindan biri olan, hem de bütün Türkiye'nin en büyük iftiharlarindan biri olan baraj veya proje, Atatürk Barajidir.

Atatürk Barajinin maliyeti 2,5 milyar dolar veya 3 milyar dolar. Senede, bizim, iç faize verdigimiz rakam 22 milyar dolar. 22 milyar dolari 2,5 milyar dolara böldügümüzde, Türkiye, her 1,5 ayda 1 Atatürk Baraji yapabilecek kabiliyete sahip olacaktir.

Degerli Milletvekilleri,

Bu meseleler, sadece Anavatan Partisinin meselesi degildir, sadece 55 inci Hükümetimizin meselesi de degildir. Bu meseleler, bize göre, bütün Türkiye'nin meselesidir, hepimizin meselesidir.

Bu bakimdan, benim Türkiye Büyük Millet Meclisinden istirhamim, bu iddia içerisinde bulunan Hükümetimize her platformda destek vermesidir. Eger aliskanliklari destek vermeye müsait gibi degilse, hiç olmazsa cesaret vermesi lazimdir. (ANAP siralarindan alkislar)

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Kösteklemesinler...

ILHAN KESICI (Devamla) – Degerli Arkadaslar,

Bu faiz belasindan Türkiye kurtulur mu, bu enflasyon belasindan Türkiye kurtulur mu, bu enflasyon düser mi?.. Bana sorarsaniz düser. Peki, dünyada hiç örnegi olmus mu?..

Degerli Arkadaslar,

Bizim 1985-1995 yillari arasindaki on yilin ortalama yillik enflasyon orani yüzde 64,9'dur.

Uluslararasi mukayese için 1985-1995 arasini verdim. Ayri ayri kitalardaki bazi ülkelerin, 1985-1995 yillari arasinda yillik ortalama enflasyon oraniyla ilgili örnek vermek istiyorum.

Polonya; 10 yilin yillik ortalama enflasyon orani yüzde 92, 1998 yilinda ulasacaklari nokta yüzde 13.

Rusya; 10 yilin içerisinde büyük bir imparatorluk dagildi, Sovyet bloku çözüldü; 10 yilin yillik ortalama enflasyon orani yüzde 149 idi, 1998 yilinda ulasmak istedikleri nokta yüzde14.

Arjantin; 10 yilin yillik ortalama enflasyon orani yüzde 255, bu sene ulasmayi amaçladiklari nokta yüzde 1,6.

Brezilya; 10 yilin yillik ortalama enflasyon orani 875, bu sene amaçladiklari nokta yüzde 7.

Degerli Milletvekilleri,

İnanmanizi rica ediyorum ki, 55 inci Hükümetin bu iddiasi istikametinde bu bütçede almis olduklari tedbirler, ve 1998 yili içerisinde alacaklari yaklasimlarla, ilave tedbirlerle, Türkiye, en geç 3 sene içerisinde, dünya ülkelerinin ulastigi bu noktaya ulasmis olacaktir. Bu mesele, bütün Türkiye'nin meselesidir.

Degerli Arkadaslar,

Bizim gözümüz geçmiste degildir; bizim gözümüz gelecekte, bizim isimiz gelecekle.

Ama, Bütçenin açilis konusmasinda Sayin Genel Baskan Prof.Çiller, kendi dönemleriyle, özellikle 1994 yili ekonomik performansi ve ona tekaddüm eden günlerdeki Türk ekonomisiyle ilgili bazi iddialarda bulundu. Arkadaslarimiz, zaman içerisinde bunu degerlendirdi. Ben, sadece küçük bir hatirlatmayla yetinmek istiyorum.

1994'ün önündeki yil 1993. Acaba, 1993 yili, Türkiye'de çok kötü bir yil miydi, çok iyi bir yil miydi onun tartismasina girecek degilim. Ama, bir gösterge olmasi itibariyle, 1993 yili ile ilgili tek bir gösterge vermek istiyorum; o da, hem üretimi hem de ülkenin alimgücü kabiliyetini göstermek, isaret etmek bakimindan, 1993 yili içerisinde üretilen ve satilan otomobil miktaridir.

1993 yilinda, Türkiye'deki fabrikalar, 344 bin otomobil üretmis ve satmistir; 101 bin tane de ithalat yapilmis ve satilmistir. Yani, 1993 yilinda Türkiye, 445 binlik bir otomobil üretir, satar, satin alir ülke halindedir. 1993 yilinin elbette problemleri, sikintilari vardir; ama, netice itibariyle, böyle bir yildir.

1994 yilina gelindiginde; 344 bin olan otomobil üretimi, 208 bine inmistir; 101 bin olan ithalat da 28 bine inmistir. Yani, netice itibariyle, 1994 yili, 1993 yilina nispetle yari yariya kötü bir yildir.

Bunu, bir genel gösterge olmak itibariyle söylüyorum. Sayin Genel Baskan Prof. Çiller, ayni zamanda, hem televizyon konusmalarinda, hem bütçe konusmasinda, çesitli münasebetlerle, Cumhuriyet tarihi rekorlari kirdigini ifade etmistir. Onlardan birkaç tanesini huzurlariniza getirip bu bahisten ayrilmak istiyorum.

1994 yili fiyatlari, yüzde 149; bu, gerçekten, Cumhuriyet tarihi rekorudur. 1994 yilindaki ekonomik büyüme, yüzde eksi 6,1; buna en yakin eksi büyüme hizi, 1945 yilinda, Ikinci Dünya Harbinin içerisindeki performanstir.. 1994 yilinda gelinmis olunan nokta eksi 6,1.

Degerli Milletvekilleri,

Hatirlayacaksiniz; Türkiye'de ilk defa, bütün Cumhuriyet tarihi boyunca da ilk defa olmak üzere, 1994 yilinda isçi sendikalari sifir zamla toplusözlesmeler imzaladilar. 1994 yilinda yüzde 149'luk bir iklim içerisinde isçiler, sendikalar sifir zamla toplusözlesme imzaladilar.

Bir baska önemli hadise, 430 bin insan, isi olan insan, bu eksi 6 büyüme; yani, yüzde 6 küçülme münasebetiyle, isinden oldu.

Bunlar, gerçekten, Cumhuriyet tarihi rekorlaridir. Halkimizin deyimiyle, su anda içinde bulundugumuz aziz-mübarek günlerde, Cenabi Allah'tan niyazimiz, bir daha, bu aziz millete, bu yüce millete, bu tür Cumhuriyet tarihi rekorlari nasip etmesin, göstermesin!..

(ANAP ve DSP siralarindan alkislar)

Degerli Milletvekilleri,

Bizim meselemiz, bu ekonomik büyüklükleri, ekonomik verileri daha büyük hale getirmektir. 55 inci Hükümetin de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de görevi, biraz önce verdigimiz ekonomik rakamlari daha da büyütmektir.

Bu rakamlar, Türkiye'nin çapina, Türkiye'nin imkânlarina yakisir rakamlar degildir. Netice itibariyle, Türkiye'nin millî geliri 200 milyar dolardir, bütçesi 60 milyar dolardir; faiz ödemelerini inerseniz, 38 milyar dolar...

Bu rakamlar, küçük rakamlardir. Anavatan Partisinin de, 55 inci Hükümetin de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de isi, bu rakamlari büyütmek olmalidir.

Bir tane örnek vermek istiyorum: Business Week Dergisi, her sene, dünyanin en büyük 1000 firmasini -firma bazinda olmak üzere, holding degil- ilan eder. Bu 1 000 firmadan ilk 10 tanesinin ekonomik varliginin degeri, Türkiye millî gelirinin üzerindedir; yani, 200 milyar dolarin üzerindedir. İlk 100 tanesinin de ekonomik degeri, Türkiye bütçesinin üzerindedir.

Bu rakamlar, Türkiye'nin özlemlerini, 65 milyon insanimizin, kardesimizin, vatandasimizin özlemlerini karsilayabilecek rakamlar degildir. Bu münasebetle, bizim isimiz, Türkiye'nin bu ekonomik rakamlarini büyütmek olmalidir.

Aradigimiz sey, bütün milletimiz için, bütün vatandaslarimiz için zenginliktir; aradigimiz sey, herkese is, herkese ev, herkese daha iyi bir hayat standardi olmalidir.

Bunun yolu, teknik tabiriyle bakacak olursak, adina ekonomik büyüme dedigimiz, adina kalkinma hizi dedigimiz yaklasimdan geçer. Türkiye'nin aradigi, yüzde 7'lik, yüzde 8'lik bir ekonomik büyümedir.

Dünyada, otuz senenin ortalamasi itibariyle, her yil üst üste yüzde 7'lik, yüzde 8'lik ekonomik büyüme hizlarina ulasmis onlarca ülke var. Bizim de tarihimizde var:

1950-1958 yillari arasinda her yil, Türkiye'nin ortalama büyüme hizi yüzde 7,3'tür.

1965-1971 yillari arasinda yüzde 7,2'dir.

1983-1987 yillari arasinda yüzde 6,6'dir.

Özellikle 1980'den sonra elde edilmis olan bu ekonomik kalkinma hizi, hem dünyamizin şu anda içinde bulundugu durum itibariyle, ekonomik sartlari itibariyle, ekonomik düzeni itibariyle Türkiye'nin elde ettigi en büyük, dünyada en uyumlu olan ekonomik kalkinma hizidir; Türkiye'nin, yeniden aradigi budur.

55 inci Hükümetimiz, ben öyle inaniyorum ki, bu üç yillik program dahilinde olmak üzere Türkiye'yi birikmis bütün problemlerinden kurtaracak ve yeniden, Türkiye'yi, 2000'li yillarda yüzde 7'ler, yüzde 8'ler civarinda bir kalkinma hizina ulastirmis olacaktir.

Degerli Arkadaslar,

Yüzde 7, yüzde 8 kalkinma hizi oldugunda ne olur diye aklimiza gelebilir. Üst üste 5 yil yüzde 7'lik bir kalkinma hiziyla gidildiginde, 1 Türkiye'ye 2 Türkiye daha katilmis olur, Türkiye'de 1 olan her sey 2 olur. 10 yil üst üste devam etmesi halinde, 1 Türkiye 4 Türkiye olur; birinci önemli noktasi bu.

Ikinci önemli noktasi; istihdam ve issizlikle ilgili olan bölümüdür. Bizim ekonomimizde, millî gelirimizdeki her 1 puanlik artis, ortalama , sektörlerine bagli olmak üzere degiskenlik gösterir; ama, 70 ila 80 bin yeni is yaratir.

Yüzde 7'lik bir kalkinma hizi, her yil 500 bin insana yeni is bulabilen bir ekonomik performans demektir. 5 yil üst üste devam etmesi halinde, bu, 5 senede 2,5 milyon insanimizi, 10 senede 5 milyon insanimizi yeni is sahibi yapmis bir performans olur. Anavatan Partisinin de, 55 inci Hükümetimizin de aradigi budur.

Türkiye, 5 milyona yakin issizi olan bir ülkedir. Bundan daha vahimi, gençlerin issizlik oranidir, yüzde 34'tür. Özellikle büyük kentlerde; bundan da daha vahimi, egitimli gençlerin issizlik oranidir ve yüzde 37'dir.

Yani, analar, babalar yememisler yedirmisler, içmemisler içirmisler, giymemisler giydirmisler, gezmemisler gezdirmisler; ogullarini, kizlarini lise mezunu, üniversite mezunu haline getirmisler; ama, çarsida, pazarda, lokantada, her tarafta gördügümüz her üç gençten biri issiz.

Bu problemin yegâne çözüm yolu var; o da, Türkiye'nin, belli bir siyasî istikrara, belli bir ekonomik istikrara kavustuktan sonra, yüzde 7'lik, yüzde 8'lik bir kalkinma hizina ulasmasidir.

Degerli Arkadaslar,

1990'larin sonlarinda ve 2000'li yillarda, artik, Türkiye'nin, kalkinma stratejisi, sadece özkaynaklara dayali olarak takip edecek bir strateji içerisinde olamaz.

Devletin 2000'li yillarda kalkinma stratejisi olarak ekonomideki yeni rolü, uluslararasi ekonomiye ülkesinin entegrasyonunu hazirlamaktir entegre etmektir; bu bir.

Ikincisi, mütesebbislerin önündeki bütün engellerin temizlenmesi, mütesebbislerin önünün açilmasidir. Bunun aradigi sey sudur: Tam siyasî istikrar olacak; bir, tam rekabet ortaminda, tam piyasa ekonomisi olacak; iki. Netice itibariyle, siyasî istikrarini tam demokraside arayacak; üç.

Eksik demokrasi, kismî demokrasi, Türkiye'nin veya ülkelerin, dünyayla entegrasyonuna mâni bir haldir. (ANAP, RP ve DYP siralarindan alkislar)

Türkiye'nin de, Anavatan Partisinin de, 55 inci Hükümetin de aradigi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de ariyor olacagi sey, tam demokrasi olacaktir.

Degerli Arkadaslar,

Bu uluslararasi ekonomik mevzuata uyum nedir; çok kisa bir anekdotla, çok kisa bir fikrayla -izin verirseniz- ifade etmek istiyorum:

Karadenizli hemserimiz, Hacca gitmis. Hacdan dönmüs -Mekke'den de çok etkilenmis, sevmis, begenmis-.ve hemserileriyle, lokantada veya bir kahvede sohbet ediyor:

"Ben, bu Araplari da çok sevdim", demis. Niye diye sormuslar. "Yahu, çok güzel adamlar; ezanlari bizim ezan, namazlari bizim namaz, Kur'anlari bizim Kur'an, ben çok sevdim; fakat, bir seylerine akil erdiremedim... Nedir demisler. Iste, sizlere de hediye almak istiyordum, o yüzden de alamadim -kusuruma da bakmayin, asil anlatma sebebim de o- çarsi pazarda, alisveriste dillerini sapitiyorlar, bizim olmaktan çikiyorlar" demis.

Degerli Milletvekilleri,

Uluslararasi ekonomiye entegre olmak demek, artik, çarsi pazar dilinin, alisveris dilinin dünyayla ayni hale getirilmesi, dünyayla benzer hale getirilmesi demek.

Degerli Arkadaslar,

Demin arz ettigimiz büyük kalkinma hizlarina ulasabilmek için aradigimiz kaynak dünyada vardir, ve uluslararasi sermaye hareketleridir.

Dünyada, her an, her dakika, ülkeden ülkeye, sirketten sirkete, firmadan firmaya, borsadan borsaya hareket halinde olan yaklasik 1 trilyon dolar para var ve Türkiye, bundan, elbette bir pay aliyor. 600-700 milyon dolar; bölelim, 1/1 500...

Dünya, her sene 350 milyar dolar yabanci sermaye yatirimi yapiyor, adina “dogrudan yabanci sermaye yatirimi” dedigimiz sey. Gelip, dogrudan fabrika olan, dogrudan turizm tesisi olan, dogrudan yatirim olan sermaye 350 milyar dolar. 1985-1995 yillari ortalamasi; Türkiye'nin bundan aldigi pay, 350-400 milyon dolar; bölelim, 1/ 1 000.

Degerli Milletvekilleri,

Dünyadaki dogrudan yabanci sermaye hareketlerinin sadece binde 1'ini alan, uluslararasi sermaye hareketlerinin binbesyüzde 1'ini alan bir ülkenin adi, ister Türkiye olsun, ister A ülkesi, ister B ülkesi, ister C ülkesi, hangisi olursa olsun, halkinin özlemlerini karsilayabilmesi, onu, zenginlige, refaha ulastirabilmesi mümkün degildir.

Bu bakimdan, 55 inci Hükümetimizin hazirlamis oldugu ve Türkiye Büyük Millet Meclisine önümüzdeki hafta, yeni yilin ilk haftasinda sunacagi ifade edilen vergi reformu ve buna bagli olmak üzere hazirlaniyor olan malî mevzuatin yeniden düzenlenmesi istikametindeki tasarilar, Türkiye'yi 2000'li yillarda, bu dünya ekonomisine entegre etmeyi amaçlayan tasarilardir.

Bu tasarilara da, ben öyle inaniyorum ki, öyle ümit ediyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hükümete, bu istikamette bir büyük destek ve bir büyük cesaret verecektir.

Degerli Milletvekilleri, bizim bu uluslararasi sermaye hareketlerinden yeteri kadar istifade edebilmemiz ve halkimiz için zenginlik yaratabilmemiz için, onlara sunabilecegimiz birtakim imkânlarin olmasi lazimdir. Bunlardan bir tanesi, devletin ekonomideki yeni rollerinden biri olan özellestirmedir.

Türkiye'nin 1987-1997 yillari arasinda yaptigi özellestirme rakami toplam 3,7 milyar dolar. Bunu 10 yila böldügünüzde 400 milyon dolarlik bir rakam çikiyor; bununla Türkiye'nin bir yere ulasabilmesi mümkün degildir.

Özellestirme Idaresi Baskanliginin 10 milyar dolarlik bir özellestirme portföyü vardir. Daha da, Türkiye'nin özellestirmeden elde edebilecegi 40 ila 50 milyar dolarlik bir rakam vardir. Türkiye 5 yillik bir program içerisinde, bu 50 milyar dolarlik özellestirmeyi yapabilme kabiliyetine sahip olmalidir.

Hem Anavatan Partisinin hem de 55 inci Hükümetimizin bu istikametteki davranislarini ve yaklasimlarini da Türkiye Büyük Millet Meclisinde cesaretle desteklemek lazimdir, diye düsünüyorum.

Ikinci nokta; Türkiye Borsasi, Istanbul Menkul Kiymetler Borsasi. Bizim Istanbul Menkul Kiymetler Borsasina kayitli 256 firmamiz var. Bunlarin toplam piyasa degerleri asagi yukari 56 milyar dolar. Bunun yüzde 25'i; yani, 12 milyar dolari kote edilmis halde. 12 milyar dolarin 6 milyar dolari yerli yatirimcilarda, 6 milyar dolarlik bölümü de yabanci yatirimcilarda. Dünyadaki sermaye hareketlerinden istifade etmek istesek, nasil istifade edecegiz?

O bakimdan, Türkiye'nin genel ekonomik iklimi -hükümetlerin asil görevleri de bu- öyle bir hale getirilmelidir ki, bu 56 milyar dolarlik 256 firma, sadece yüzde 25'ler civarindaki payini degil, dünyada oldugu gibi, yüzde 80'ler civarindaki payini kote edebilsin. Bu münasebetle, Türkiye'nin dünyaya da arz edebilecegi ilave 40-50 milyar dolarlik bir kiymet ortaya çiksin.

Bu, sadece 256 firmamizla ilgili. Istanbul Sanayi Odasi her yil 500 büyük Türk firmasini ilan ediyor. 500 büyük Türk firmasina da öyle bir ekonomik iklim hazirlanmalidir ki -55 inci Hükümetin de malî mevzuatla ilgili yaklasimlari asagi yukari bütünüyle bu istikamettedir- borsaya gelmemis olan firmalar, sirketler de borsaya gelsinler ve hem kendi vatandaslarina hem de dünyaya bunlari takdim edebilir hale gelmis olsunlar.

Degerli Arkadaslar,

Bütün bu isler, sadece, bizim, Anavatan Partisinin meselesi degildir; bütün bu isler, sadece, 55 inci Hükümetimizin meselesi de degildir. Bu islerin tamami, Türkiye'nin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin de meselesidir.

55 inci Hükümete verilecek destekle, verilecek cesaretle -hiç olmazsa cesaretinin kirilmamasiyla- bunlarin gerçeklesmesi halinde, buradan elde edilecek iftiharin tamami da, bütün Türkiye'nin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin olacaktir.

Degerli Arkadaslar,

Avrupa Birligiyle ilgili olarak da çok kisa bir temasta bulunmak istiyorum. Avrupa Birligiyle ilgili bir öngörüsme, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapildi; genel görüsme, Ocak ayinin 6'sinda yapilacak. Asil konusulacaklar, mutlaka orada konusulacaktir.

Ama, özet itibariyle, bu karar, 2010 yilina kadar, Türkiye'nin, Avrupa Birligi genislemesinin disinda kaldigi istikametindeki bir sonuçtur. Avrupa Birliginin aldigi bu karar, milletimizi de üzmüstür, bizi de üzmüstür. Hükümetimiz, bu karar karsisinda bir tavir içerisinde olmustur, bir tavir almistir; bize göre, bu tavir, dogru bir tavirdir. Netice itibariyle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafindan kapatildi)

BASKAN – Konusmanizi tamamlamaniz için, size ek süre verecegim.

Buyurun Sayin Kesici.

ILHAN KESICI (Devamla) –

Bu karar, milletimizi üzmüstür, devletimizi üzmüstür. Hükümetimizin tavri, netice itibariyle, ne yalvaran bir tavirdir ne iten bir tavirdir.

Ben, öyle inaniyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi de, önümüzdeki genel görüsmede, 55 inci Hükümetimize verecegi destekle, bundan sonra yapilacak olan politikalarda Hükümetimizin ve Türkiye Devletinin devletimizin elini kuvvetlendirmis olacak.

Degerli Arkadaslar,

Aslina bakarsaniz, bu 1997 yili, bütün dünyada, bir zirveler ve kararlar yiliydi.

NATO iki büyük zirve yapti, genisleme karari aldi.

Avrupa Birligi iki büyük zirve yapti, genisleme karari aldi.

Bütün bunlarin hazirliklari -bunlar sonuçtu- asagi yukari 1991 yilindan bu yana, dünyada yapiliyordu.

Bana göre, bize göre, Türkiye, bu zirvelerde -kararlarin alinacagi mutfak toplantilarinda, mutfaklarinda- yeteri kadar kendi imkânlarini degerlendirebilmis degildir ve bu münasebetle de -baska faktörler de vardir, ama- 1997 yilindaki bu büyük kararlarda, kismen, milletimizi ve devletimizi üzen, vatandaslarimizi üzen bir noktayla karsi karsiya kaldik.

Elbette, bunda baska faktörlerde vardir; ama, netice itibariyle, biz, Türkiye olarak, 4 yilda 6 H ükümet; ama, daha da vahimi, son 3 yilda 9 Dişişleri Bakani degistirmis olan bir ülke durumundayiz.

Sözlerimi bagliyorum Sayin Baskanim.

Degerli Arkadaslar,

Bizim cografyamiz zor bir cografyadir. Bizim cografyamizda diş siyaset yapmak da zordur. Bu cografyada iddiasiz milletler yasayamazlar, simdiye kadar da yasayamadilar. Bizim Milletimiz iddiali bir millettir, Milletimizin vekilleri de iddiali vekillerdir, iddiali insanlardir.

20 nci yüzyil iki büyük sicak harbin ve bir de büyük soguk harbin oldugu bir yüzyildir. 20 nci y üzyil, ayni zamanda, bir Türk yüzyili da degildir, bizim yüzyilimiz da degildir.

Ama, 21 inci Yüzyila, hem iki sicak harbin taraflari hem bir büyük soguk harbin taraflari, müşterek projelerle, müsterek yatirimlarla, ayni paktin içerisinde, ayni siyasî ve iktisadî paktin içerisinde gidiyorlar, el ele gidiyorlar.

Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye'yi 21 inci Yüzyil'a taşiyacak olan Meclistir.

Ben öyle inaniyorum ki, biz öyle inaniyoruz ki, Cumhuriyetimizi kuran ruh ve iradeyle, bütün yatirimlarimizi, bütün yaklasimlarimizi insanimiza, demokrasimize yapmamiz halinde; aradigimiz, özlemini duydugumuz şey olan, "uluslararasi platformlarda yarışan ve uluslararasi standartlarda yaşayan bir Türkiye"ye en kisa zamanda ulasmis olacagiz.

Bu özlemle, 1998 yili B ütçesi için, Anavatan Partisi Grubumuzun oyunun renginin beyaz olduğunu ifade ediyor, 1998 yili bütçemizin aziz Milletimize hayirlar getirmesini, hayirlara vesile olmasini temenni ediyor, hepinize en derin saygilarimi sunuyorum.

(ANAP, DSP, CHP ve DYP siralarindan alkislar)

BAŞKAN – Anavatan Partisi Grubu adina ikinci ve son konusmayi yapan Bursa Milletvekili Sayin Ilhan Kesici'ye tesekkür ediyorum.

2015 İlhan Kesici | ilhankesici@ilhankesici.org Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlâk kurallarına uygun olacaktır.
Ziyaretçilere açık bilgidir.
" http://ilhankesici.org / http://www.facebook.com/pages/Ilhan-Kesici/141420525903157 / http://twitter.com/ilhankesici/ "
dışında kalan tüm internet adresleri ile ilgimiz yoktur.