Facebook
Twitter
TBMM Vergi Kanunu Konuşması
İlhan Kesici | TRT 3 - TBMM
Vergi Konuşması | 17.6.1998
Videosu için tıklayın
[ Videosunu İzle]

(TBMM Başkanvekili Yasin Hatipoğlu)

Şimdi, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere Sayın Kesici'yi davet ediyorum. Buyurun Sayın Kesici.

(ANAP sıralarından alkışlar)

ANAP GRUBU ADINA İLHAN KESİCİ (Bursa) -

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Yüce Heyetinizi, Anavatan Partisi Meclis Grubu ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli Milletvekilleri,

Vergi düzenlemeleri, hem hükümetlerin hem de siyasetin belki de en zor işlerinden birisidir.

En yalın haliyle, en sade haliyle vergi, netice itibariyle, daha sonra vatandaşların tamamına teşmil bir şekilde harcanacak olsa bile, devletin, kendi vatandaşlarının gelirlerinin bir bölümüne ortak olması demektir.

Bu, bir anlamda, devlet ile halkın bir mutabakat zemini üzerinde buluşmasıdır. Bu zemin, Türkiye Büyük Millet Meclisidir, işte bu zemindir.

Yapıyor olduğumuz işlerin tamamında aradığımız şey, vergi kanunu tasarısında da aradığımız şey, vatandaşlarımızın, halkımızın rızasıdır; böyle bir mutabakat arıyoruz.

Aslında, dünya parlamentolarının da, bir anlamda bizim Parlamentomuzun da kuruluş ve mevcudiyet sebebi, bu mutabakat zeminini aramaktır.

Değerli Mlletvekilleri,

Yakın tarihimizdeki vergi düzenlemelerine hızlıca bir göz atarsak, birkaç tane temel düzenleme tarihi görüyoruz.

Bunların muhtemelen en önemlilerinden birincisi, 1950 yılında yapılmış olan düzenlemedir. 1950 yılında, şimdi de kullanıyor olduğumuz Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisinin ana çatısı çatılmıştır.

Bundan tam on sene sonra, 1960 yılında, geçmişteki on yılın eksiklikleri, aksaklıkları da gözden geçirilmek üzere ve 1960'lı yılların Türkiyesine uyum sağlamak amacıyla, Gelirler ve Kurumlar Vergisi alanında; yani, vasıtasız vergiler alanında ikinci düzenleme yapılmıştır.

Üçüncü düzenleme, yine tam on sene sonra, 1970 yılında yapılmıştır; Finansman Kanunu olarak bilinen meşhur kanundur. 1970'lere kadarki bu, Gelir ve Kurumlar Vergisinin eksiklikleri, aksaklıkları dikkate alınmış, 1970'ler Türkiyesinin ekonomik şartlarına göre, dünyanın ekonomik şartlarına göre uyum sağlanmıştır.

Bütün bunlara ilave olarak, bir de, yeni yeni canlanmakta olan sermaye piyasasının yeni düzenlemesini yapmak amacıyla, Sermaye Piyasası Kanunu da 1970 yılında çıkarılmıştır.

Her on senede bir ve üç defa yapılmış olan bütün düzenlemeler, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi alanındadır; yani, vasıtasız vergiler alanında olmuştur.

Vasıtalı vergiler alanındaki muhtemelen ilk ve en önemli değişiklik çalışmaları, Avrupa Ekonomik Topluluğu ekonomik politikalarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla, 1972'den 1984 yılına kadar devam etmiş olan; ama, 1984 ve 1985'te yoğun çalışmaların yapıldığı, 1986 başında da uygulamaya konulmuş olan Katma Değer Vergisidir.

Değerli Milletvekilleri,

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor: Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi alanında yaptığımız önemli çalışmaların en sonuncusu 1970 tarihlidir; yaklaşık 30 sene öncesine aittir ve harcamalarla ilgili yaptığımız en önemli, en son çalışma tarihi de 1986'tır; yaklaşık on küsur sene öncedir.

Bu münasebetle, vergi mevzuatımız, aşağı yukarı bütünüyle eskimiş haldedir. Önemli eksiklik ve aksaklıkları vardır.

Yeni Türkiye'nin ekonomik yapısına uyumlu hale getirilmesi lazımdır.

İlaveten, çeşitli münasebetlerle, 2000'ler, 21 inci Yüzyıl, global ekonomi tarzında ifade ettiğimiz bu yeni dünya ekonomik sistemine de Türk vergi mevzuatının uyumlu hale getirilmesi lazımdır. Bütün bunlar gecikmiş bir zaruret olarak ortada görülüyor.

Değerli Milletvekilleri,

Mevcut durumu dört ana unsur etrafında yeniden huzurlarınıza sunmak istiyorum:

Bunun bir tanesi, vergilerimizin gerek hesaplanmasında, gerek ödenmesinde, gerek itiraz mercileri söz konusu olduğunda itirazdaki usul ve esaslarda halkımızı sıkan, vatandaşlarımızı üzen bir büyük kırtasiyecilik vardır.

İkinci önemli nokta, vergi yükümüzle ilgili noktadır. Bizim, son yıllardaki vergi yükümüz; yani, topladığımız bütün vergilerin millî gelirimize nispeti yüzde 20 civarındadır. Son birkaç yıldır bu böyledir ve daha önceki yıllarda yüzde 15'lere kadar inmiştir.

Bir mukayese yapmak durumunda olursak, elbette, bir ihtiyat payıyla mukayeseyi yapmak lazımdır; ama, sınaileşmiş Batılı ekonomilerde; mesela, OECD'ye üye olan bütün ülkelerin ortalamasında bu rakam, yüzde 28 ila 30 civarındadır son onbeş yıldır.

Demek ki, Türkiye'nin vergi yükü, millî gelire nispeti itibariyle, azdır; ama, vatandaşımızın da önemli bir şikâyeti vardır; bu, ilk başta sanki bir çelişki gibi görünebilir; ama, burada bir çelişki olmadığını ifade etmek mümkündür. Nedenine gelince:

1. Biz, aldığımız bütün vergiyi, aşağı yukarı hep yakaladığımız, hep vergi veren insan kesiminden almaktayız.

2. Bunu alırken, vatandaşımızı belli bir sıkıntı içinde bırakıyoruz.

3. Bu vergilerin kullanılmasında vatandaşımız, gönül huzuruyla "benim verdiğim vergiler, bizim için kullanılıyor", diye bir kanaate sahip değil umumiyeti itibariyle.

Bu bakımdan, vergi yüküyle ilgili miktarımız az olsa bile, vatandaşımızın bu konuda haklı şikâyetleri vardır.

4. Vasıtalı vergiler ve vasıtasız vergilerin birbirlerine olan nispetidir. Yine, gelişmiş Batılı ekonomilerden örnek verirsek, OECD ülkelerinde vasıtasız vergilerin, yani, kurum gelirlerinden elde ettiğimiz vergilerin toplam vergi hasılatı içindeki payı yüzde 60 civarındadır; harcama vergisi mahiyetindeki vergilerin toplamı yüzde 40 civarındadır.

Bu oran, Türkiye'de tam opozit haldedir, tam tersi istikâmetindedir. Yani, gelir ve kurumlardan elde ettiğimiz gelirler yüzde 40 civarında, harcamalardan elde ettiğimiz, bütün vatandaşlarımızın harcamalarından elde ettiğimiz verginin oranı yüzde 60 civarındadır.

Bu konuda son bir nokta, nispetlerle ilgilidir. Bizim nispetlerimiz yüksektir. Gelir Vergisinde yüzde 55'e kadar bir nispetimiz vardır, Kurumlar Vergisinde yüzde 40 civarında bir nispetimiz vardır.

Bu yüksek nispetler, netice itibariyle, vatandaşımızda, halkımızda bir vergiye mukavemeti beraberinde getiren, vergiye mukavemeti davet eder mahiyette olan nispetlerdir.

Bu, bazen, vergi kaçırma çabaları tarzında kendini gösterir; bazen, özellikle, kurumlarda istisna ve muafiyetlere sığınma tarzında kendini gösterir. Ama, bütünü itibariyle bakıldığında, devletimize bir kırgınlık, devletimize bir kızgınlık tarzında kendini gösterir.

Değerli Milletvekilleri,

Fazla vergi almak istemek, vergiyi öldürür; yani, fazla vergi vergiyi öldürür.

1. Vergi politikaları, ekonomi politikalarının temel unsurlarından birisidir.

2. Kamu finansmanının temel taşı mahiyetindedir.

Netice itibariyle, 2 ana espriyi burada şöyle ifade etmek mümkündür:

Vergiler, miktarı itibariyle kâfi, mahiyeti itibariyle adil olmalıdır. Miktarı itibariyle kifayet şudur: Ulusal altyapı, kentsel altyapı, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, adalet, iç ve dış güvenlik gibi, devletin aslî fonksiyonlarını, medenî dünyaya ve insanlarımıza yakışır bir şekilde yapabilecek takatte bir vergi miktarının olması lazımdır.

Mahiyeti itibariyle adaletten şunu anlarız: Gerçek anlamda, belli bir nispet dahilinde, az kazanan insanımızdan az vergi, çok kazanan insanımızdan çok vergi alınması lazımdır.

Bu mahiyete şunu da eklemek lazımdır: Aynı zamanda, mahiyeti itibariyle de bir iktisadîlik vasfı göstermesi lazımdır.

Netice itibariyle;

1. Teknik tabiriyle, tüketim meyli yüksek kesimlerden mi vergi alınacaktır; tasarruf meyli, bu münasebetle de yatırım meyli yüksek kesimlerden mi vergi alınacaktır?

En önemli sorulardan bir tanesi budur.

2. Sağlıklı serbest piyasa ekonomilerinde, sağlıklı rekabet ortamını temin edici istikamette bir vergi politikası olmalıdır.

3. İçinde yaşıyor olduğumuz ve gittikçe daha da fazla uyumlu hale gelmek durumunda olduğumuz dünya ekonomik mevzuatına, dünyadaki bütün vergi mevzuatına da belli bir uyum içerisinde olması lazımdır.

Değerli Milletvekilleri,

Bizim, 20 nci Dönem milletvekilleri ve Parlamentosu olarak çıkardığımız bütün kanunların, bizden önce çıkmış olan bütün kanunların, hemen hemen yüzde 90'ından fazlası, mahiyeti itibariyle sarf kanunlarıdır, masraf kanunlarıdır.

Bu kanunlara hareket veren, bu kanunlara işlerlik kazandıracak olan yegâne kanun, vergi kanunlarıdır.

Eğer, vergi kanunları, çıkarmış olduğumuz bu sarf kanunlarına yeteri kadar hareket getiremezse, o zaman, çıkardığımız bütün kanunlar, iktisadî anlamda ve aynı zamanda, borçlanma kanunu mahiyetinde kanun haline dönüşmüş olur.

Şimdi içinde yaşadığımız kronik enflasyon, yüksek bütçe açıkları, çok yüksek faiz ödemeleri, bu anlamda, bir borçlanma kanunu mahiyetine dönmüş olması münasebetindedir.

Bütçenin kapanış konuşmasında içborç faizlerinin vehametini, başka bir örnekle huzurlarınıza getirmeye çalışmıştım. Şimdi ise, bir başka örnek vermek istiyorum.

Hafızalarınızı tazelemek bakımından ifade etmek istediğim bir rakam var; içborcun faizine ödediğimiz rakam, 1998 yılı bütçesinde 5,3 katrilyon liradır. Bu 5,3 katrilyonu bir kenara koyuyorum.

Bu yeni tasarıyla -tanımları değişiyor olmakla birlikte- aşağı yukarı eski tabirlerle gidersek, Türkiye'nin, 1 milyon civarında götürü vergi aldığı insanı vardır; 2 milyon civarında tüccar ve diğer serbest meslek mensupları olmak üzere beyannameli mükellefi vardır; 2 milyon civarında devlet memuru vardır; kamu sektörü işçileri de dahil olmak üzere 5 milyon civarında özel sektör çalışanı vardır; toplam 10 milyon insan eder. Buna ilaveten, 500 bin civarında sermaye şirketimiz vardır; yani, limitet şirketler, anonim şirketler...

Değerli Milletvekilleri,

Bütün bu insanlarımızdan topladığımız, gelirleri üzerinden aldığımız bütün verginin, Gelir Vergisinin ve Kurumlar Vergisinin tamamı 3,7 katrilyon liradır.

Yani, 10 küsur milyon insanımızın bütün iktisadî faaliyetlerinden, bütün gelirlerinden elde ettiğimiz verginin miktarı, iç borcumuzun faizinin sadece yarısının biraz üstünde görülmektedir.

Değerli Milletvekilleri,

Bu hal, sürdürülebilir bir hal değildir.

Bir başka sürdürülemez hal şudur: Kronik enflasyon ikliminde, ortamında, firmalarımızın ve kişilerimizin kârları, genellikle kâğıt üstünde fiktif kârlar olarak nitelendirebileceğimiz kârlardır.

Biz, devlet olarak, bu kâğıt üstündeki kârların üzerinden vergi almak isteriz. Bu, bir anlamda, işletmelerin işletme sermayelerinin, firmaların işletme sermayelerinin sıfırlanması anlamındadır, ve biz, bundan vergi almak isteriz; yani, yokluğu paylaşmak isteriz.

Değerli Milletvekilleri,

Yokluk paylaşılamaz. Bütün bunlar, başlangıçta da ifade ettiğim gibi, sağlam, bir bütünlük halinde ve yeni Türkiye'nin ekonomik icaplarını, yeni dünyanın ekonomik icaplarına uyum sağlayabilecek tarzda geniş çaplı bir vergi düzenlemesi icap ettirmektedir.

Huzurlarınıza gelmiş olan, tamamı, asli maddeleri itibariyle 88 madde, ek ve geçici maddeleriyle 100 maddenin üzerinde olan bu tasarı, aşağı yukarı bu istikamette hazırlanmış olan, ve 12 ayrı kanunda çok önemli değişiklikler yapan bir tasarıdır.

Özellikle değişikliklerin odaklandığı noktalar, halkımızı gereğinden çok fazla üzen ve sıkan Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisiyle ilgili olan kanunlardır.

Tasarı, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmadan önce, medyamız marifetiyle kamuoyuna intikal etmiş, ve yaklaşık iki ay kamuoyumuzda enine boyuna tartışılmıştır.

Daha sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi ihtisas komisyonu olan Plan ve Bütçe Komisyonunda, yaklaşık iki ay tartışılmıştır.

Plan ve Bütçe Komisyonunda, bütün sektörlerin, bu vadide kanaati olan, fikri olan, görüşü olan, itirazı olan bütün uzmanların kanaatleri alınmıştır ve bütün bunların sonucunda, 88 maddelik bu tasarı, huzurlarınıza intikal etmiştir.

Ben, bu noktada, Plan ve Bütçe Komisyonundaki gerçekten çok yoğun ve çok kıymetli çalışmaları münasebetiyle, başta Plan ve Bütçe Komisyonumuzun Değerli Başkanını ve bütün değerli üyelerini, hem iktidar partilerine mensup değerli üyelerini hem bütün muhalefet partilerine mensup değerli üyelerini, meseleyi, siyaset üstü bir istikamette, halkımızın rızası istikametinde ele almaları münasebetiyle, huzurlarınızda, yüksek müsaadelerinizle tebrik etmek, teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunmak istiyorum.

Değerli Milletvekilleri,

Bu 88 madde, bu akşamdan itibaren, önümüzdeki günlerde teker teker, bütün partilerimizin, bütün gruplarımızın iştirakiyle, enine boyuna tartışılmış, enine boyuna görüşülmüş olacaktır. Bu bakımdan, ben, tasarının getirdiklerini, gruplandırılmış öğeler itibariyle huzurlarınızda arz etmek istiyorum.

Bunlardan bir tanesi, vergi kimlik numarasıdır. Aslında, vergi kimlik numarası, bu tasarının içerisinde olmamakla birlikte, aynı vergi kapsamı yeni vergi mevzuatının düzenlenmesi istikametinde ele alındığı için, bunu zikretmeyi bir görev biliyorum.

İlk çıktığı tarih 1994 yılıdır; daha dar kapsamlı olarak çıkarılmıştır; ama, bundan, yaklaşık iki ikibuçuk ay önce, Nisan ayı başlarında, Yüce Heyetiniz yeni bir kanunla, bütün yurttaşlarımızın ekonomik faaliyetlerine teşmil edilebilecek tarzda bir vergi kimlik numarası çıkarmıştır.

Bu hal doğru bir haldir, iyi bir haldir. Adı, bizde vergi kimlik numarasıdır, başka bir ülkede sosyal güvenlik numarasıdır, başka bazı ülkelerde, başka ad ve nam altındadır; ama, netice itibariyle, iyi bir kompüterize sistemle takviye edilmesi halinde, hem iktisadî faaliyetlerin takibi, değerlendirilmesi ve yorumlanmasında hem de vatandaşlarımızın faaliyetlerinde faydalı olacak bir haldir.

İkinci önemli nokta, şundan, hem bütün değerli Milletvekillerimiz -Yüce Heyetiniz- hem de televizyonlarda bizleri takip eden bütün halkımız emin olmalıdır ki, şu anda, halihazırda vergi veren hiçbir mükellefimizin vergi yükü artmamaktadır; bu, çok önemle, ısrarla ifade etmemiz gereken, kabul etmemiz gereken hallerden birisidir.

Neden artmıyor? Vergi nispetlerinde yapılmış olan indirimler münasebetiyle artmıyor. Biraz önce arz ettim, Gelir Vergisindeki yüksek nispetimiz yüzde 55'tir. Gelir Vergisi nispetinde, bu sene için -1998 senesi için- 5 ilâ 10 puan, önümüzdeki yılda da ayrıca 5 puan olmak üzere 10 ilâ 15 puanlık bir düşüş meydana gelmektedir.

Kurumlar Vergisindeki nispetimiz yüzde 40'tır; Kurumlar Vergisinin en yüksek nispeti de yüzde 30'a inmektedir, 10 puanlık bir iniş söz konusudur.

Değerli Milletvekilleri,

Bu münasebetle, gerçekten, halihazırda vergi veren hiçbir mükellefimizin vergi yükü bu tasarıyla artmayacaktır.

Üçüncü önemli grup; kayıtdışılık ve vergidışılık'la yapılmış olan düzenlemelerdir. Özü itibariyle yapılmak istenen şey; kayıtdışılık, vergidışılık mekanizmasının bertaraf edilmesidir.

Kayıtdışılık, vergidışılık, insani anlamda, tekil anlamda gayri insanîdir, gayri ahlakîdir; ama, ondan daha vahim olan noktası; serbest piyasa ekonomilerinde sağlıklı rekabet ortamını bozuyor, sağlıklı rekabet ortamına uymuyor olmasıdır.

Dördüncü önemli nokta; ekonominin bütün halinde; ama, özellikle yatırımların canlandırılmasıyla ilgili yeni düzenlemelerdir. Burada, yeniden inşa edilmekte olan bir sistem vardır; yatırım indirimi müessesesi.

Yatırım indirimi müessesesi, hem Türkiye'nin şartlarına, hem dünyanın şartlarına uyum sağlayacak tarzda, ve yerli sermaye, yabancı sermaye farkını aşağı yukarı bütünüyle ortadan kaldıracak tarzda, yeniden inşa edilmektedir. Bu halin, yatırımlarımızı önemli ölçüde artıracağına inanıyoruz.

Değerli Milletvekilleri,

Beşinci önemli grup; sistemin, sadece gerçekleştirilmiş, realize edilmiş kazançları vergilendirme istikametinde yeniden inşa ediliyor olması halidir; yani, daha önce çeşitli münasebetlerle, hayat tarzı göstergeleri gibi, götürü vergi usulleri gibi, gerçekleştirilmemiş kazançların da, başta vergilendirilmesi aşaması bütünüyle ortadan kaldırılmaktadır.

Altıncı önemli grup; tarım kesimi ve çiftçilerimizin vergilendirilmesiyle ilgili yeni usul ve esaslardır. Özü itibariyle tarım kesiminin ve çiftçilerimizin vergilendirilmesinde daha sıcak bir yaklaşım belirlenmiştir, daha sıcak bir yaklaşımla yaklaşılmaktadır.

Esası itibariyle, çok büyük bir bölümü itibariyle beyanname mükellefiyeti ortadan kaldırılmakta ve bunun yerine, sadece stopaj aşamasında olmak üzere ve sadece yüzde 2 ila yüzde 4'lük bir stopajla tarım kesiminin ve çiftçilerimizin vergilendirilmesiyle yetinilmektedir.

Değerli Milletvekilleri,

Son grup; vergi cezalarıyla ilgili mevzuatta yapılacak olan düzenlemelerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, 2 dakika?

İLHAN KESİCİ (Devamla) -

Efendim, 3 - 4 dakika yeterli.

BAŞKAN - Rakamların önü açık yani.

İLHAN KESİCİ (Devamla) -

4 dakika yeterli.

BAŞKAN - 4 dakika iyi; peki. Yalnız, emsal teşkil edeceğini unutmayalım da!..

İLHAN KESİCİ (Devamla) -

Nasıl olsa geceye kadar çalışıyoruz; yüksek müsaadelerinizle...

Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Burada, netice itibariyle, iki ana grup söz konusudur: Bir, ekonomik suça ekonomik ceza!.. Burada, iyi niyet olması halinde, saflıktan, bilgisizlikten kaynaklanıyor olması halinde, bunu değerlendirmek lazımdır.

Ama, bir belge tahrifatı, bir naylon faturacılık tarzında, devleti kandırma amacına matuf, milleti kandırma amacına matuf yaklaşımlara, aşağı yukarı, hapis cezasıyla, hürriyeti bağlayıcı, hürriyeti kısıtlayıcı cezalarla yaklaşılmaktadır.

Değerli Milletvekilleri,

Görülmektedir ki, bu düzenlemede birinci öncelik, vergi yükünün artırılması veya vergi gelirlerinin artırılmasına verilmiş değildir. Burada, birinci öncelik, bir büyük düzenlemeye önceliğin verilmiş olmasıdır.

Filvaki, kayıtdışılık ve vergidışı kesimlerden de, netice itibariyle, belli bir rakam, millî gelirimize nispeti itibariyle yüzde 1 civarında hesaplanan bir vergi artışımız söz konusu olabilecektir.

Değerli Milletvekilleri,

Sözlerimi bağlarken, ekonomimizdeki son gelişmelerle ilgili birkaç hususu huzurlarınıza getirmek istiyorum.

Son haftalarda, son aylarda, ekonomimizde, bir iyimserlik havası hâkimdir, bir iyimserlik havası vardır. Bu iyimserlik havası doğrudur ve iyidir.

Bunun, bizim dışımızda konjonktürel sebepleri vardır; ama, 1998 yılı bazı program uygulamalarının da bunda önemli bir katkısı olduğuna inanıyorum. Netice itibariyle, dış konjonktürden kaynaklanan hal şudur:

Gerçekten, son birkaç ay içerisinde, dünyada, petrol fiyatları önemli ölçüde inmiştir, bu bir. iki, hem buna bağlı olmak üzere hem bundan bağımsız olmak üzere, ithal girdi maliyetlerimizde önemli bir düşüş vardır. Bu, dış konjonktürden kaynaklanan iyi bir haldir.

Ama, 1998 yılı bütçesinin ilk beş ayındaki uygulamaları, bunun, aynıyla bütçelendiği istikamette uygulanması, bunu destekleyici programların uygulanmaları ve 1 küsur milyar dolarlık bir özelleştirmenin realize edilmesi, önümüzdeki aylarda da 7-8 milyar dolarlık bir özelleştirme programının ve hazırlıklarının önemli ölçüde bilinmiş olması, bütün bekleyişleri müspet halde etkilemiştir.

Bu iyimserlik havasının yaratılmasında önemli katkısı olmuştur ve netice itibariyle, ilk beş ayın enflasyon değerlerinde, toptan eşya fiyat endeksinde 8 puan, üretici fiyat endeksinde de 5,1 puanlık bir iyileşmeyle karşı karşıya kalınmıştır.

Değerli Milletvekilleri;

Bunlar yeter mi; yetmez.

Bunların, artık, yapısal tedbirler diyebileceğimiz tedbirlerle desteklenmesi lazım.

Nedir bu yapısal tedbirler?

1. Huzurunuza getirilmiş olan bu vergi tasarısı.

2. Plan ve Bütçe Komisyonunda, yaklaşık onbeş gün önce çalışmaları tamamlanmış ve Genel Kurula inmiş olan Sermaye Piyasası Kanunu tasarısı.

3. Mahallî idarelerin yeniden düzenlenmesiyle ilgili kanun tasarısı; aşağı yukarı bir iki hafta içerisinde Genel Kurula, huzurlarınıza inmiş olacaktır.

4. Bakanlık çalışmalarının tamamlandığını bildiğimiz, biraz da temenni mahiyetinde, süratle Bakanlar Kuruluna getirilmesini beklediğimiz, sosyal güvenlik reformu ve sosyal güvenlik düzeninin yeniden değerlendirilmesi.

5. Bir başka vadide olmuş olsa bile, çıkmış olan "Haller Kanunu".

Değerli Milletvekilleri,

Programın desteklenmesi, tamamlanması halinde, bu yapısal tedbirlerle de, emin olmak lazımdır ki, Türkiye'nin 1998 yılı ekonomik hedeflerine ulaşması, kavuşması mümkün olacaktır.

Sayın Başkanım,

Yüksek müsaadelerinizle sözlerimi bağlıyorum.

Sonuç itibariyle vergi düzenlemeleri, sadece hükümetlerle ilgili düzenlemeler değildir, bütün halkımızı ilgilendirmektedir. Bu münasebetle bütün Türkiye Büyük Millet Meclisinin işidir.

İnanıyorum ki, Plan ve Bütçe Komisyonunda olduğu gibi, hem muhalefet partilerimizin değerli sözcüleri, hem iktidar partilerimizin değerli sözcülerinin yeni katkılarıyla çok daha güzelleşmiş ve halkımızın bütünüyle benimseyebileceği bir kanun ortaya çıkmış olacaktır.

Bunun iftiharı da Türkiye Büyük Millet Meclisinin olacaktır.

Değerli Milletvekilleri,

Bu tasarıyı huzurlarınıza getiren 55 inci Hükümetimize, başta Maliye Bakanlığı çalışanları olmak üzere, devletimizin ekonomi bürokrasisine, Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı elemanlarına ve bütün kamu bürokrasisine huzurlarınızda şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi sunuyor; tasarının kanunlaşarak aziz Milletimize hayırlar getirmesi temennisiyle hepinize saygılarımı sunuyorum efendim.

(Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Kesici, teşekkür ediyorum.

2015 İlhan Kesici | ilhankesici@ilhankesici.org Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlâk kurallarına uygun olacaktır.
Ziyaretçilere açık bilgidir.
" http://ilhankesici.org / http://www.facebook.com/pages/Ilhan-Kesici/141420525903157 / http://twitter.com/ilhankesici/ "
dışında kalan tüm internet adresleri ile ilgimiz yoktur.