Facebook
Twitter
Bu Başbakan'dan Cumhurbaşkanı Olmaz
Ahmet Hakan | CNN Türk - Tarafsız Bölge | 29.6.2006
Videosu için tıklayın
[ Videosunu İzle]

AHMET HAKAN (Sunucu)- Hepinize iyi akşamlar, "Tarafsız Bölge"ye hoş geldiniz.

Sayın seyirciler, bu akşam özellikle son zamanlarda Türk siyasetinde meydana gelen hareketlenmelerle ilgili ve genel gidişatla ilgili ne söyleyeceğini çok merak ettiğimiz bir isim konuğumuz. İlhan Kesici. İlhan Kesici bir süredir aktif siyasetin içinde değil, ama siyaseti de yakından izlemeye devam ediyor.

Bir anlamda tarafsız bir gözlemci durumunda. Hem İlhan Kesici ne yapacak, bundan sonra nasıl adımlar atacak, siyasi alanda herhangi bir planı var mı; bunu konuşacağız, hem de Türk siyasetinde özellikle son dönemlerde meydana gelen cepheleşme gayretleri konusunda İlhan Kesici ne düşünmektedir; bütün bu sorulara yanıt arayacağız.

Merhaba, hoş geldiniz.

İLHAN KESİCİ- Merhaba, hoş bulduk, çok teşekkür ediyorum.

AHMET HAKAN- Şimdi siz neredesiniz, yani ne yapıyorsunuz? Aktif siyasetin içinde değilsiniz.

İLHAN KESİCİ- Ben tabii siyasetin tanımına bağlı olmak üzere değişiyor ama, günlük anlamda siyasetin tanımında partiler siyaseti, particilik siyaseti olarak algılanıyor. O anlamda herhangi bir partinin içerisinde aktif bir görev yapıyor değilim.

AHMET HAKAN- Üyeliğiniz var mı?

İLHAN KESİCİ- Üyeliğim tahmin ediyorum Doğru Yol Partisinde var.

AHMET HAKAN- Neden öyle tahmin ediyorum diyorsunuz?

İLHAN KESİCİ- Çünkü bazen bütün partiler, sadece Doğru Yol Partisi için değil, bütün partiler dönem dönem üye kayıtlarını yeniliyoruz, daha sağlıklı hale getiriyoruz falan diyorlar, sonra da birtakım insanların kayıtlarını bütünüyle silmiş oluyorlar.

AHMET HAKAN- Yani öyle çok sıkı bir bağ yok o zaman Doğru Yol Partisiyle aranızda. Hani gidip böyle üye olmak olmamak falan gibi.

İLHAN KESİCİ- Öyle bir şey yok, çünkü bizim partilerimiz netice itibarıyla daha sohbetin içerisinde zannediyorum,

AHMET HAKAN- Konuşacağız.

İLHAN KESİCİ- Gelecek o işler, sadece liderlerle kaim. Partilerin genel başkanları, liderleri, her ne idiyse onlar aktif etmek istedikleri, aktif çalışmak istedikleri insanlarla çalışırlarsa o partide çalışılmış olur.

AHMET HAKAN- Oluyor.

İLHAN KESİCİ- Onlar çalışmak istemezlerse o partide çalışılmış olmaz.

AHMET HAKAN- Dolayısıyla bağınız gevşiyor.

İLHAN KESİCİ- Bağınız gevşer, esner, bununda bir mahsurunu görmüyorum netice itibarıyla. Fakat ama siyasetin, benim anladığım anlamda, geniş anlamda alırda ülkenin içerisinde bulunduğu bütün haller, ekonomik halleri, dış politik halleri, sosyal haller, ülkenin gidişatı, hükümetlerin tavırları, hükümetin icraatları, bunlarla ilgili kanaatler, lehinde veya aleyhinde, itiraz eden veya tenkit eden istikametinde, bunu tam anlamıyla 24 saat olarak yapmaya çalışıyorum ben. Bana göre çok iyi yaptığım kanaatindeyim. Türkiye'nin bütün dış meseleleriyle ilgili, dış konularıyla ilgili en yüksek seviyede gayret sarf ediyorum, çalışıyorum, konuşuyorum. Türkiye'nin içinde konuşuyorum, Amerika'da gidip konuşuyorum, İngiltere'de gidip konuşuyorum, uluslararası platformlarda konuşuyorum. Türkiye'deki televizyonlarda mümkün olduğu kadar az olmak kaydıyla televizyonlarda da konuşmaya çalışıyorum. Bazen yazmaya çalışıyoruz. İşte şimdi, bugünlerde açacağımız bir web sitesi var, orada birazcık daha aktif bir şekilde yapacağız.

O bakımdan, yani siyaseti geniş tanımda alırsak tam içindeyiz, partisel ilişki içerisinde alırsak dışındayız.

AHMET HAKAN- Peki ne yapmaya çalışıyorsunuz, yani bir yere mi hazırlanıyorsunuz, yani siyaseti bu kadar anlattığınız anlamda, dış siyaset, Amerika'ya gitmek, İngiltere'ye gitmek, içeride neler olup bitiyor; bunları takip etmek, yani İlhan Kesici bir yere mi hazırlanıyor, mesela böyle Başbakanlığa falan mı hazırlanıyor?

İLHAN KESİCİ- Vallahi inşallah. Söyletene bak, söyleyene de bakarız ama, bir daha önce söyletene bak.

Şimdi bir kere böyle etmek lazımdır. Yani biz hatırlarsanız sizinle 1999 yılının başlarında Kanal 7'de bir üç buçuk saatlik bir ?öyle kalmış benim aklımda, web sitesine de koyarız onların tamamını zaten bütün deşifrelerini- bir ?kırmızı koltuk? programında biz bir itirazın içinden geliyoruz falan gibi bir laf söylemiştim. Sizin de hoşunuza gittiği kanaatindeydim o zaman. Bir kere o itirazımız devam ediyor. Türkiye netice itibarıyla olması gereken yerde değil. Yani 80 yıllık bir Cumhuriyetimiz var, 600 yıllık ondan evvel bir imparatorluğumuz var, bir cihan imparatorluğu, ama şu andaki halinden katiyen hoşnut değilim ben. Yani şimdi bu hoşnutsuzluğun ilacı, hoşnutsuzluğun çözümü sadece siyasette.

Yani ekonomi bürokrasisinin en başında bulunduk, Cenab-ı Allah nasip etti. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yaptım. O zamanki sayın Başbakanla da çok iyi bir ilişkimiz falan vardı. Bir müsteşarın olabileceği en yüksek kudret içerisinde idim ben, ama onlarla ilgili yapabileceğiniz şeyler ülke seviyesinde çok sınırlı. Ülke istikametinde yapmanız gerektiğini düşünüp de yapabileceğiniz yegane yer siyaset platformu. Buda partiler siyasetinden kaçınılmaz bir şekilde geçecek. O yüzden gün olur ola ki lazım olur diye böyle bir gayretin içerisindeyiz. Bir vatandaşlık görevi bölümü var.

AHMET HAKAN- Partiler siyasetinden geçmeniz gerekiyor bir biçimde, Türkiye'deki yapı bunu gerektiriyor. Şimdilik içinde yer almayı uygun bulacağınız bir siyasi yapı yok mu Türk siyasetinde.

İLHAN KESİCİ- Vallahi ben görmüyorum yani kendimi mutlu edecek bir siyasi yapı görmüyorum.

AHMET HAKAN- Peki siz kendinizi mutlu edecek bir siyasi yapının oluşmasını mı bekliyorsunuz, yoksa o yapıyı oluşturmayı da bir anlamda düşünüyor musunuz?

İLHAN KESİCİ- Her ikisini de yapıyoruz. Şimdi netice itibarıyla ben görmüyorum dediğim sadece benimle ilgili falan değil, bence bu anketlerin altlarına üstlerine, çapraz sorularına, onların cevapları falan iyi irdelendiği zaman Türkiye'deki insanların yüzde 67'si seçmenlerin, mevcut siyasi, buna Adalet ve Kalkınma Partisi de dahil olmak üzere, mevcut siyasi partilerin hiçbirisinden hoşnut değil.

Cumhuriyet Halk Partililer Cumhuriyet Halk Partisinden yeteri kadar hoşnut değil, Doğru Yol Partililer Doğru Yol Partisinden hoşnut değil, Adalet ve Kalkınma Partililer öyle görünmese bile bazı anketlerde, ama altlarını ben biliyorum, kendi partilerinden hoşnut değil. Zaten Türk halkı kendi parti politikalarından, partilerinden hoşnut değil.

Bu genel anlamda. Özel anlamında şu var, partiler sadece lider partisi halindeler. Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye için bir şans idi. Şimdi yeri geldiği zaman söyleriz onu. Olağanüstü bir nimetti. Sanki Cenab-ı Allah'ın hem Türkiye'ye hem Recep Tayyip Erdoğan beye sayın Başbakana bir nimetiydi Cenab-ı Allah nimeti gibiydi. Şu eksik olan, yanlış olan şeylerin tamamını bir düzeltme imkanıydı. Her ne kadar yeteri kadar oy almış olmasalar bile, parlamento aritmetiği itibarıyla 360 tane milletvekilliği, 2200 tane belediye başkanlığı aldılar, bununla şimdi belki ara ara sohbette girebileceğimiz şeylerin hepsi düzeltilebilirdi.

Bu böyle olmadı. Bana göre Adalet ve Kalkınma Partisi de eskidi. Yani üç buçuk yıl içerisinde diğer eski partilerde gördüğümüz şey ne ise, o. Diğer partiler neydi, en belirgin olarak mutlak bir lider egemenliği, mutlak bir lider sultası vardı, burada da öyle olmaya başladı. Konuşanın pazarlanması, konuşanın ötelenmesi, dışlanması hatta atılması, ihraç edilmesi vardı, şimdi burada da öyle olmaya başladı vs.

Bu bakımdan Türkiye siyaseti, eğer Türkiye siyasi partiler yapılarını ve Türk siyaset kurumunu yenileyemezse, Türkiye'nin önünde çok büyük badireler var, çok büyük sıkıntılar var. Eğer bunu yapabilmiş olsaydı, mesela bugün Mehmet Barlas beyin bir yazısında var, ben daha önce başka şekilde biliyordum onu, o diyor ki, Japonca'da krize çiki deniyor imiş, ben onu Çin'cede de öyle biliyor idim. Çiki aynı zamanda hem kriz hem fırsat anlamı taşıyor imiş. Aslında bu kriz dönemleri gerçekten hem kriz hem fırsat anlamına gelebilir. O yüzden Adalet ve Kalkınma Partisi mesela böyle bir büyük krizin ertesinde geldi, bunu büyük bir fırsata dönüştürebilir olması beklenir idi, ama benim şimdi görebildiğim kadarıyla öyle görmüyorum.

AHMET HAKAN- Peki tablo buysa eğer, yani bugünkü partiler siyasetinde partilerden bir umutsuzluk varsa gerçekten, insanlar oy verdikleri partilerden hoşnut değillerse, o zaman siz bir parti mi kuracaksınız, yeni bir parti ya da var olan partilerden birinin içine girip, o yapıyı mı değiştireceksiniz?

İLHAN KESİCİ- Evet bence şimdi netice itibarıyla parti kurmak Türkiye'de, şimdi yüzde 5 ila 15 arasında bir kere baraj sınırında olan 4-5 partisi var. 5 ila baraj sınırında olan bir 5-6 tane partisi daha var, etti 10, ama kağıt üzerinde de 53 tane partisi var. Bir parti kurmak bir 30 kişilik listeyle bir dilekçeyle İçişleri Bakanlığı falan. Bunun hiçbir anlamı yok.

AHMET HAKAN- Peki nedir aradığınız?

İLHAN KESİCİ- Barajın da bir anlamı yok. Yani yüzde 10 ile, 11 ile, 12 ile, 13 ile, 15 ile, 17 ile baraj geçmenin falanda bir anlamı yok. Türkiye'de bundan murat yani iktidar oyunu olmalıdır, siyasi partiler marifetiyle bir iktidar oyunu olmalıdır ve iktidardakini beğenmiyorsanız veya hali işte iktidarın yaptıkları şunlardır, birde bana bak, birde bize bak, hem şahıslarımıza bak, yüzlerimize, sıfatlarımıza bak, hem de söylediklerimize bak, o yüzden bunu indir, bunu bindir denilebilir halde olması lazım. Yoksa Vallahi işte falanla birleşsek de acaba barajı birazcık daha geçsek olmaz mı, falan insanları da biraz bir şey etsek barajı biraz daha geçsek olmaz mı, hiçbir anlamını görmüyorum. Hiç tenezzülde etmiyoruz.

AHMET HAKAN- O zaman o aşamayı, o olgunlaşmayı bekleyeceksiniz.

İLHAN KESİCİ- Ben geliyor olduğu kanaatindeyim.

AHMET HAKAN- Tamam, peki

İLHAN KESİCİ- Çünkü birkaç gün önce bağışlayın, birkaç gün önce bir gazetemiz Adalet ve Kalkınma Partisi bir çok açık ara, yüzde 37 buçukla birinci parti filan dedi, ben o anketin altlarına baktım yani gazetede yer almış olan rakamların altlarına baktım, o manşet şöyle de verilebilirdi, birinci parti kararsızlar ve hiçbiri. Çünkü orada kararsızlar dağıtılmadan, Adalet ve Kalkınma Partisi yüzde 27.0 görünüyor, bu söylediğim insanlar o ankette bile yüzde 27.6 görünüyor.

AHMET HAKAN- Anladım şimdi,

İLHAN KESİCİ- Böyle bir hoşnutsuzluk görüyorum ben.

AHMET HAKAN- Konuşacağımız çok konu var, isterseniz biraz daha kısa ve daha hızlı gidelim konuları. Vaktin elverdiği ölçüde. Şimdi ben son zamanlarda çok tartışılan ve sizin ne düşündüğünüzü çok merak ettiğim bir konu var o da şu, bir tarafta AKP, diğer taraftaysa AKP'nin Cumhuriyet açısından tehlikeli olduğunu, çünkü bu partinin kuşku duyulacak bir parti olduğunu, bu düzen içerisinde meşru olmadığını savunan bir takım odaklar var, siyasi partiler var. Bu odaklarda, bu siyasi partilerde de son zamanlarda bir hareketlenme var. İşte Rahşan Ecevit cumhuriyet için el ele başlığı altında bir dizi temasta bulundu. Başarısız oldu o temasları gerçi ama, işte Süleyman Demirel'in yaptığı uyarılar, açıklamalar var o cephe içerisinde değerlendirilebilecek Cumhuriyet Halk Partisi var ve diğer partilerde var. Yani şöyle bir hava var. AKP normal bir siyasi parti değildir, meşruiyeti tartışmalı bir siyasi partidir çünkü cumhuriyet düşmanıdır. Cumhuriyeti savunanlar buna karşı birleşmelidir şeklinde bir hava var.

Sizde bu havaya katılıyor musunuz, destekliyor musunuz?

İLHAN KESİCİ- Şimdi hava tam öyle midir bilmiyorum bende takip ediyorum bu işi. Ona benzeyen halleri hissediyorum. Biraz Adalet ve Kalkınma Partisinin de bu havayı körüklemek istediği kanaatindeyim. Çünkü eğer öyle bir cepheleşme olur,

AHMET HAKAN- Eğer böyle bir körüklemede bulunmak istiyorsa Adalet ve Kalkınma Partisi muhaliflerde buna epey zemin hazırlıyorlar diyebiliriz.

İLHAN KESİCİ- Aynen öyle görüyorum, demin saydıklarınızda Süleyman beyin sayın Cumhurbaşkanı daha sonra ister sorarsanız

AHMET HAKAN- Onu da sormak istiyorum evet sizin çünkü akrabalığınızda bir biçimde var Süleyman beyle.

İLHAN KESİCİ- Ben devlet hayatında akrabalığın, hısımlığın, ahbaplığın filan herhangi bir, hiçbir önemi olmaması lazım geldiğine inananlardanım ama, Süleyman bey, benim ben planlama müsteşarıyken Başbakanım idi, yakında tanıdım yakında görüştüm o yüzden Süleyman beyle ilgili kanaat ifade etmekte herhangi bir sıkıntım olmadı.

Şimdi bu cepheleşme işi, bu eğer söz konusu olan bir yerde Adalet ve Kalkınma Partisi var şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisine karşı olmak, ben mesela Adalet ve Kalkınma Partisinin ekonomi politikalarına karşıyım, çok yanlış buluyorum, bunu söylüyorum, dış politikadaki hallerine karşıyım, çok yanlış buluyorum, bunu söylüyorum. Bu Adalet ve Kalkınma Partisinin hükümet icraatlarını tenkit etmek demek. Hükümet icraatlarına katılmamak demek.

AHMET HAKAN- En doğal hakkı.

İLHAN KESİCİ- En doğal hakkı, demokrasinin icabı bu. Bunu da Adalet ve Kalkınma Partisi marifetiyle elde etmiş değiliz. Çok daha önceden elde ettiğimiz birtakım haklarımız. Onlarla da kaybetmeyiz. Ama AKP karşıtlığı, AKP'ye karşıt bir cepheleşme, AKP'ye karşıt bir yapılanma filan tarzında ele alınırsa, külliyet buna da karşı çıkmak lazımdır.

AHMET HAKAN- Neden karşı çıkmak lazımdır?

İLHAN KESİCİ- Bu şu demek. Adalet ve, bir, yani Türkiye'de rejim, cumhuriyet, laiklik böyle tehlikede midir, değil midir. Hiçbir tehlikenin milyonda biri bile yoktur bana göre. Böyle bir tehlike söz konusu değil. Başka bir zamanlar din elden gidiyor diye birtakım tehditler tehlikeler söylenir idi, Türkiye'de öyle bir şeyde hiç olmadı, olmaz, bundan sonrada hiçbir şekilde olmayacaktır. İki, aynı şekilde Türkiye'de laiklik, cumhuriyet, devlet bununda karşısında öyle bir tehlike hiç yoktur, şimdi de yoktur bundan sonrada olmayacaktır. Hele birde Adalet ve Kalkınma Partisi karşıtlığına benim karşı olmamın sebebi şu. Adalet ve Kalkınma Partisi ne demek. Bir, 360 tane milletvekili var, iki, 2200 tane belediye başkanı var, üç, seksen tane il başkanı 1300 tane ilçe başkanı bunların yönetimleriyle beraber 50 bin kişilik bir parti organizasyonu var, dört, 50 binden fazla belediye meclis üyesi var il genel meclisi üyesi ve belediye meclisi üyesi var, beş, hepsinden çok daha mühimi 10 milyondan fazla aldığı oy vardır. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisine karşıt bir pozisyon, rejim, laiklik münasebetiyle bir pozisyon alınır ise bu kadar insanı gücendirmiş, kızdırmış, öfkelendirmiş, nahak yere haksız yere birde bunu yapmış olursunuz.

AHMET HAKAN- Çünkü o insanlarda sonuçta eğer bir siyasi yapı içerisinde faaliyet gösterecekseniz sizin hedef kitleniz.

İLHAN KESİCİ- Elbette, hepimizin ahalimiz bunlar bizim milletimiz. Yani içinde simitçisi var, taksicisi var, profesörü var, okumuşu var, okumamışı var, zengini var, fakiri var bunlar bizim milletimiz netice itibarıyla milletimiz halkımız diye bir şey diyorsak, onlar bunlardır.

Şimdi bu insanlar 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisine niye yüzde 35 oy verdiler, neden yüzde 34.5 oy verdiler, çünkü bir evvelki halinde, 2000 yılında Türkiye'de akılları, vicdanları rahatsız edecek çapta hırsızlıklar, uğursuzluklar, öbür partilerin mevcut partilerin eskimişlikleri, püskümüşlükleri, kokuşmuşlukları vardı bir o, iki, aynı zamanda çok büyük cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizine o partiler sokmuş idiler. Yani bilerek, bilmeyerek filan, isteyerek istemeyerek ayrı ama, üç tane partinin yönetiminde yani Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisinin yönetimde olduğu koalisyon cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini yaratmış oldu. Peki akla şu gelebilir mi, ya Doğru Yol Partisi var hükümetin içerisinde değil ona doğru meyil edelim, Doğru Yol Partisine meyil edileceği zamanda 1994 ekonomik krizi akla geldi. O zaman halk dedi ki,

AHMET HAKAN- İyi bir hareket,

İLHAN KESİCİ- Evet yeni bir şey olsun. Tam o noktada Adalet ve Kalkınma Partisini önünde buldu. Fazilet Partisi de kapatılmış idi. Yani Fazilet Partisi kapatılmasaydı başka haller olabilirdi, ben ona inanıyorum. Ama partisi de ayrıca kapatılınca yani bin tane de belediye başkanı sadece parti kapanmıyor yüz tane milletvekili açığa düşmüyor, aynı zamanda 1200 tane de belediye başkanlığı vardı Fazilet Partisinin. Hepsi açığa düştüler. Halk da dedi ki, hiç olmazsa bu insanlar yani büyük muhafazakar kitle yani Müslüman çocuklar, bunlar çalmazlar, çaldırmazlar, çırpmazlar çırptırmazlar, yeteri kadar çok üstün yetenekleri görülmese bile devlet yönetimi bakımından bunlara kendimizi emanet edebiliriz. Bu insanlar emanet edilebilecek insanlar olarak görüyorum dedi, öbürlerine de biraz nispetle, bu hükümeti seçti.

Yoksa diyelim ki, şimdi Kıbrıs politikasını ben tenkit ediyorum. Ekonomi politikasını ben tenkit ediyorum. Yani ürün fiyatlarını da tenkit ediyorum, girdi fiyatlarıyla ilgili gelişmeleri de tenkit ediyorum. Çok değerli Maliye Bakanımızın bir gece içerisinde şeffaflığı sıfır olan yani yabancı sıcak paracılara stopajları Türk halkı yüzde 15, Türk yatırımcısı yüzde 10 efendim şey verirken stopaj öderken, vergi öderken, sıcak para girişi aman ha devam etsin diye yabancı sıcak paracılardan sıfıra indirdiği zaman ben bunu çok tenkit ediyorum. Ne demokrasiyle ilgisi var, ne ekonomi politikasıyla ilgisi var, ne şeffaflıkla ilgili var, ama Erzurumlu yüzde 56.5 oy verdi Türkiye birincisiydi. Tayyip beyin memleketi Rize yüzde 44, İstanbul, belediye başkanlığı yaptığı yer yüzde 33,

AHMET HAKAN- Hep biliyorsunuz, rakamlar

İLHAN KESİCİ- Elbette, Erzurum yüzde 56.5 Türkiye birincisi, Erzurumlular, Sivas yüzde 54.5. Şimdi bunlar böyle bir Maliye Bakanımız olun stopajı sıcak paradan bir gün olur yüzde 15 den sıfıra indirir diye oy vermediler. Ama şimdi bizim tenkit etmemiş icap eden şey, bu stopajla ilgili varsa bir pozisyonumuz onu söylemek.

AHMET HAKAN- Anladım, yani diyorsunuz ki bu laiklik AKP'ye karşı işte cephe oluşturma falan bunları bir tarafa bırakalım, asıl bu partinin yaptığı, yapamadıkları var. Yanlış yaptıkları var onları konuşalım diyorsunuz yani. Asıl zemin burası olmalı diyorsunuz.

Peki bir şeyi merak ediyorum. Mesut Yılmaz'ın çıkışını önemsiyor musunuz bu son güncel sıcak gelişme.

İLHAN KESİCİ- Şimdi önemsiyorum da desem bir şey olur, önemsemiyorum da desem zarif olmaz.

AHMET HAKAN- Hayır yani buradan bir şey çıkar mı?

İLHAN KESİCİ- Bir kere ani bir şey oldu gibi geliyor bana. Yani diyelim ki yüce divan kararı o gün verilmemiş olsa da üç ay sonra verilmiş olsaydı, demek ki böyle bir şey olmamış olacak idi. O yüzden yani projeye mi dayanır başka bir şeye mi dayanır onu bilmiyorum. Kısmi takip ediyorum, ama işin doğrusu şudur; yani birazda şeyde var yani bu cepheleşme arayışlarında filan bizde öyle denir, dışarıdan horona girilmez, dışarıdan horon olmaz, dışarıdan halaya girilmez filan gibi. Bir tane insanlar düşünür taşınır, kendi müktesebatıyla, kendi gücüyle, kendi etki alanıyla düşünür, taşınır bu mevcut siyasi partilerden bir tanesine yeteri kadar aklı yatmasa bile omuz vereyim filan der, destek olayım burada iyi insanlar var, hatta birkaç iyi insanla takviye etmeye çalışayım, bir yöntem budur. İkinci bir yöntem yine şartlarına bakılır, yani hale bakılır, konjonktür değerlendirilir, ben çıkayım filan denilir. Bunun dışındaki hal biraz...

AHMET HAKAN- Horona dışarıdan girme diyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Horona dışarıdan girme.

AHMET HAKAN- Bir kısa ara verelim devam edelim, güzel bir açıklama yaptınız.

Çok kısa bir ara vereceğiz. İlhan Kesiciyle konuşmaya devam edeceğiz.

Evet İlhan Kesiciyle birlikteyiz. Son siyasi gelişmeleri analiz etmeye çalışıyoruz, hem de İlhan Kesicinin genel yaklaşımlarını öğreniyoruz.

Demirel konusunu da konuşuruz demiştiniz. Birkaç cümleyle Demirel'in çıkışlarını, bu cephe fikrinin içinde mi değerlendirmeliyiz, dışında mı değerlendirmeliyiz, nasıl bakmalıyız?

İLHAN KESİCİ- Bence tam dışında değerlendirmek lazım.

AHMET HAKAN- Öyle mi?

İLHAN KESİCİ- Evet, onunla hiçbir ilişkisi olduğu kanaatinde değilim. Şimdi bazı insanların beyanlarına itibar edilir, bazı insanlarında beyanlarının arkasındaki gizli niyetler filan aranır. Ben sayın Cumhurbaşkanının gazetelerde çıkan, televizyonlarda yakalayabildiğim kadarıyla bütün konuşmalarını çok dikkatle takip etmeye çalışıyorum. Çünkü sayın Cumhurbaşkanı herhangi bir Cumhurbaşkanı veya herhangi bir insan değildir. 40 yıldır Türk siyasetinin içindedir.

AHMET HAKAN- Deneyimi var.

İLHAN KESİCİ- 13 yıl Başbakanlık yapmış, 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmış. Eğer onun sözlerine itibar edilmeyecek ise kimin sözüne ayrıca itibar edilir diye düşünürüm de. Ben öyle düşünürüm başkaları böyle düşünmüyor olabilirler, böyle düşünenlerde vardır. O beyanları, ben beyanlarını esas alırım. Netice itibarıyla benim gördüğüm kadarıyla sayın Cumhurbaşkanının vurguladığı şey şu; bu tam 2000 yılından bu yana çeşitli münasebetlerle söylediği şey, bir, ben bu partiler siyasetinin içinde değilim, iki, katiyen içinde olmamı icap ettiren bir hal görmüyorum, üç, ara ara konuşuyorum çünkü ara ara Türkiye'yle ilgili nasıl ben şimdi konuşuyorum yani ekonomi politikaları böyle olmamalıdır, dış politika böyle olmamaları, Türkiye ile ilgili ikaz, bazen ikaz bazen endişe, endişe boyutuna gelmiyor da olabilir. Ama ikaz.

Şimdi Yunus Emre'nin siz benden daha iyi bileceğinizi umuyorum, tahmin ediyorum ben, 1200'lerde, demek ki 1200 küsurlar, demek ki 700-800 sene önce bir lafı var diyor ki, ?göz o ki dağın arkasını gören, akıl o ki başına gelecekleri bilen? değil mi, çok müthiş bir laf gibi gelir bana. Demek ki bizim işimiz, biz bize benzeyen insanlar devlet görevinde daha büyük görevlerde bulunmuş olan insanlar, dağın arkasını görmeliler, başına gelecekleri bilmeliler. Bunu gördüğü kanaatinde olan insanlarda bu kanaatlerini içlerinde tutmakla yükümlü değiller.

AHMET HAKAN- Kamuya açıklamalılar.

İLHAN KESİCİ- Usulüyle erkanıyla kamuya açıklamalıdırlar. Ben sayın Cumhurbaşkanının konuşmalarını bu istikamette görüyorum

AHMET HAKAN- Görüşüyor musunuz?

İLHAN KESİCİ- Böyle bir cepheleşme istikametinde bir tavrın içerisinde olacağını katiyen düşünmüyorum. Eğer olur ise o zaman karşı da çıkmak icap eder diye düşünüyorum.

AHMET HAKAN- Çıkar mısınız?

İLHAN KESİCİ- Elbette.

AHMET HAKAN- Görüşüyor musunuz?

İLHAN KESİCİ- Elbette, görürüm evet.

AHMET HAKAN- Tamam anladım. Peki, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi var AKP'nin karşısında. Parlamentoda da temsil ediliyor. Mesela Cumhuriyet Halk Partisinin durumunu nasıl değerlendirmek lazım. Mesela AKP'ye karşı çıkanlar o partide toplansalar, niçin böyle arayışlarda bulunuluyor, ne dersiniz yani?

İLHAN KESİCİ- Şimdi bende dışarıdan Cumhuriyet Halk Parti üzerine laf söylemiş olurum, zarif olmayabilir ama, şöyle

AHMET HAKAN- AKP ile ilgili söylüyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Söylüyorum evet doğru. O hükümet olduğu için. O hükümet, bizi ilgilendiriyor her icraatı. Cumhuriyet Halk Partisinin henüz o kadar ilgilendirmiyor her icraatı. Hükümet olursa onun hakkında da söylerim.

Ama ana hatları itibarıyla herhalde şöyle bakmak daha doğrudur. Adı Cumhuriyet Halk Partisi olur, başka bir şey olur ama, solla sanki bu işe yakışan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Yani sol dediğimiz, eski terminolojiyle değişmiş de olmuş olsa bile düşünürsek eğer ana hatları itibarıyla adı tarihi geçmişi itibarıyla, Demokratik Sol Partinin de, Sosyal Demokrat Halkçı Partinin de vs. başka şeyler arayışlar filan varsa, imkan bulunması halinde, tabii Cumhuriyet Halk Partisi liderliğinin ve yönetiminin bunlara da böyle bir imkan hazırlaması kaydıyla, imkan tanıması

AHMET HAKAN- Orada birleşmesi gerekiyor.

İLHAN KESİCİ- kaydıyla orada birleşmeliler. Daha sonrada Deniz beyin şimdi yapıyor gibi olduğunu okuduğum açılımı da ayrıca yapmalılar. Yani o yetmez çünkü netice itibarıyla bütün bu oyları topladığınız zaman en kabadayı yüzde 25 oyu var bu işin. Yani merkez solun en kabadayı yüzde 25 civarında bir oyu var. İktidar olmak istiyorlarsa bu yetmez. O zaman Cumhuriyet Halk Partisi şunu söyleyebilir, bak ey ?kendi tabanına- ey sosyal demokrat kardeşlerim sadece biz bize olalım dersek bu bize yetmiyor.

AHMET HAKAN- İktidara gelemiyoruz.

İLHAN KESİCİ- o yüzden merkeze doğru izin verirseniz uygun görürseniz, hep beraber böyle düşünürseniz, merkeze doğru biraz açılalım, merkezden de bazı oyları alarak iktidar olalım. Böyle bir yaklaşımı, usullerinin yapılması kaydıyla yani kurumsallaştırarak doğru görürüm. Merkez sağ

AHMET HAKAN- O zaman o son atak da doğru bir ataktır kendi açısından.

İLHAN KESİCİ- Evet yani icapları yapılır ise, kurumsal icapları da. Yani mesela il başkanlarıyla, ilçe başkanlarıyla toplanarak, belediye başkanlarıyla toplanarak, parti meclisinde konuşturarak, bir, üç, beş filan bütün bu işleri yaparak yapılsa sanki daha doğru olur diye düşünürüm. Benzer iş merkez sağ için geçerli.

AHMET HAKAN- Orada nasıl bir yapı olacak?

İLHAN KESİCİ- Şimdi merkez sağ dediğimiz zaman bazı arkadaşlarımız, özellikle Doğru Yol Partisinde, benimde içinde olduğum, Doğru Yol Partisindeki arkadaşlar merkez sağ dediğimiz zaman Doğru Yol Partisi diye akla geliyor.

AHMET HAKAN- Adres burası diyorlar.

İLHAN KESİCİ- Adres burası, niye, eskiden Adalet Partisi vardı bak yüzde 50 oy aldık, evet, daha eskiden ne vardı, Demokrat Parti vardı yüzde 54 oy aldık, o yüzden biziz. Halbuki o Demokrat Partinin içerisinde, o Adalet Partisinin 1960 Adalet Partisinin içinde bugünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin tamamı var, hiçbir eksiksiz, bugünkü Milliyetçi Hareket Partisinin de tamamı var bir eksiksiz, bugünkü Anavatan Partisinin de tamamı var bir eksiksiz. Bütün bunlar yani bunların Adalet Partisi özlemi dediğimiz özlem var ise, veya Demokrat Parti özlemi dediğimiz özlem var ise, bugünkü Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, bunların tamamının olduğu bir parti.

AHMET HAKAN- Peki nasıl olacak bunların tamamı mı bir araya gelecek?

İLHAN KESİCİ- Bunların tamamı bir araya gelir, yani gelse çok iyi olurda, gelmez. Olur mu çünkü dünyada başka gelişmeler filan da oldu. Başka ayrışmalar filanda oldu. Bana göre merkez sağ, seçmeni itibarıyla bakarsak, bugünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin en az yarısı, seçmeninin, hatta üçte ikisi ama, bir yarısı diyelim biraz tevazu gösterelim.

AHMET HAKAN- Hatta daha da kalabalık diyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Daha da kalabalığı, elbette, yani 35 puanın en az 20-25 puanı merkez sağdır. Oy verirken de öyleydi, şu anda da öyle olarak görüyorum ben. Milliyetçi Hareket Partisinin en az üçte ikisi de merkez sağdır. Seçmenleri itibarıyla söylüyorum. Anavatan Partisinin tamamı, Doğru Yol Partisinin de tamamı. Bu bir merkez sağ. Bu merkez sağ ne yani ne ola ki bu kadar ayrıldı. Bir kere ılımlılık ifade eder. Yani bu merkez sağ, merkez sol belli bir ılımlılık ifade eder. Ilımlılık aynı zamanda kitlesellik ifade eder. Yani bir kitle partisidir. Mesela Adalet ve Kalkınma Partisi o hale getiremedi kendisini. Yani kitle partisi etse idi, edebilmiş olsaydı, Türkiye'ye de çok büyük şey olmuş olurdu yani hizmeti olmuş olurdu.

Bu kitle partisi ne? Bu ahalinin, merkez sağ için söylüyorum, milli ve manevi değerleri var. Benim milli ve manevi milli değerlerime de manevi değerlerime de saygılıyım, halk da saygı, başkaları da saygı göstersin der, insanlar. İki, ekonomi stratejilerinde büyümeci ekonomik stratejilerden yanayım, ekonomi büyümelidir. Yani bölüşümcü ekonomi stratejilerine birinci önceliği vermek yerine, büyümeci ekonomik stratejilerine birinci önceliği vermek. Bu ikinci ana vasfı. Üçüncü ana vasfı dünyanın içerisinde bir Türkiye görmesi lazımdır. Bu dünya olması lazım gelen bir dünyaya göre Türkiye'nin konumlandırılması değildir, olan bir dünyaya göre konumlandırılmasıdır. Yani bazı ideolojik partiler ve soldaki daha ziyade partiler, bu dünya böyle olmamalıdır şöyle olmalıdır, o zamanda bu Türkiye şöyle bir dünyanın içinde, ama böyle bir şey olmaz. Merkez sağ partiler bütün dünyada,

AHMET HAKAN- Mevcut yapıyı veri kabul eder.

İLHAN KESİCİ- Mevcut yapıyı veri kabul eder. Bu üçüncü nokta. Dört, ayrıca mühim bir nokta Türkiye bakımından, özellikle kamu bürokrasisinde, ekonomi bürokrasisinde ve kamu bürokrasisinin tamamında dar kadroculuk yapmaz. Yani illa da benim parti örgütlerimden gelmiş, illa da benim teşkilatlarımdan gelmiş olan insan diye tutturmaz. Geniş, elinde ne varsa kamu bürokrasisinin içerisinde, eskiden Milli Selamet Partiliymiş, eskiden Milliyetçi Hareket Partiliymiş veya hali hazırda

AHMET HAKAN- Hatta Özal falan sosyal demokratları da getirdi.

İLHAN KESİCİ- Hadise odur. Şimdi bu dört tane iş bu merkez sağ. Kendisini buna göre konumlandırmak isteyen bir parti bulsa Türkiye, mesela Doğru Yol Partisi mesela, kendisini böyle konumlandırmak için icaplarını da yaparak, yapmaya gayret etmiş olsa birden bire çok şey yapılabilir.

AHMET HAKAN- Çekim merkezi olabilir.

İLHAN KESİCİ- Çekim merkezi olabilir.

AHMET HAKAN- Ve dolayısıyla merkez sağ orada birleşir yani öyle partilerin birleşmesiyle olmaz diyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Hayır öyle bir şey olacağını ben tahmin etmiyorum. Türkiye'nin pratiğinde görülmedi o iş. Kimse zaten ayranım ekşi filan da demez. Herkes benim hiç baraj endişem filan yok diyor. İktidara gelme endişem yok diyen Adalet ve Kalkınma Partisinden başka bir parti var mı? Böyle bir sağcılık olur mu yani böyle merkez sağcılık olur mu?

AHMET HAKAN- Baraj endişesi olan merkez sağ olur mu?

İLHAN KESİCİ- Vallahi diyor, benim baraj endişem yoktur. En kabadayılar böyle.

AHMET HAKAN- Yani merkez sağın yapısına uygun değil öyle baraj endişeleri falan. İktidara oynayacak.

İLHAN KESİCİ- İktidar olacak.

AHMET HAKAN- Eğer iktidara oynayamıyorsa zaten merkez sağ değildir.

İLHAN KESİCİ- Evet aynen öyle. Zaten ekonomi stratejilerinde büyümece olan, siyasette büyümece olmamış olabilir mi yani?

AHMET HAKAN- Olabilir mi, evet kitleselleşecek.

İLHAN KESİCİ- Kitleselleşebilir mi, öyle bir şey olamaz.

AHMET HAKAN- O zaman solda da aynı sorunlar var yani.

İLHAN KESİCİ- Ben benzer görüyorum evet.

AHMET HAKAN- Benzer sorunlar var.

İLHAN KESİCİ- Yani çünkü ahalinin huzuruna çıktığı zaman ne diyeceksin yani. Beni ey ahali barajın altında kaldık, hiçbir arkadaşım milletvekili olamadı. Lütfen çok rica ediyorum biraz baraj kadar oy ver, ben ve arkadaşlarım milletvekili olsunlar. Bunun bir anlamı olabilir mi yani?

AHMET HAKAN- Doğru, çok az vaktimiz var iki dakika kadar. Şimdi isterseniz bu Cumhurbaşkanlığı meselesini de konuşalım. Tayyip Erdoğan olmalı mı olmamalı mı? Yani çok iki dakikada.

İLHAN KESİCİ- Tayyip Erdoğan'ın kısıtı var mı yani Anayasada.

AHMET HAKAN- Var mı?

İLHAN KESİCİ- Yani var mı diye,

AHMET HAKAN- Bazıları işte eşinin başörtüsü nedeniyle olamayacağını söyleyenler var, bu meclisin Cumhurbaşkanı seçemeyeceğini söyleyenler var, filan yani bir sürü itiraz edenler var.

İLHAN KESİCİ- Ben bu meclisin Cumhurbaşkanını seçmese daha iyi olur diye düşünüyorum. Çünkü,

AHMET HAKAN- Erdoğan açısından bir şey

İLHAN KESİCİ- Hayır Erdoğan açısından filan değil. Anayasanın maddesi diyor ki Cumhurbaşkanlığıyla ilgili

AHMET HAKAN- Tarif etmiş diyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- tarif etmiş 40 yaşını geçmiş olacak, Erdoğan'ın yaşı 55 herhalde, 53, 54 küsur,

AHMET HAKAN- Geçmiş yani.

İLHAN KESİCİ- İki, yüksek tahsili olacak.

AHMET HAKAN- Var.

İLHAN KESİCİ- Yüksek tahsili de var. Üç, seçme ve seçilme haklarına sahip olmuş olacak. Tamam.

AHMET HAKAN- Bitti.

İLHAN KESİCİ- Aday olmak

AHMET HAKAN- Efendim Cumhurbaşkanı makamı sembolik bir makam, bu zihniyette bir insan o makama gelemez gibi endişeler, kaygılar hiç mi anlamı yok?

İLHAN KESİCİ- Benim öyle bir kaygım olmaz. Benim kaygım şudur; Başbakanlığına bakıyorum ben yani İstanbul Belediye Başkanlığına da bakıyorum ama, onu şimdi bir kenara bırakıyor, Başbakanlığına bakıyorum. Bu Başbakandan iyi Cumhurbaşkanı olmaz.

AHMET HAKAN- Eyvallah, benim itirazım burada diyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Evet tabii.

AHMET HAKAN- O zaman kısa bir ara verelim ve toparlayalım. Çok az bir süre kaldı.

Kısa bir ara, İlhan Kesici ile az sonra yeniden birlikte olacağız.

Evet artık toparlıyoruz, bitiriyoruz, İlhan bey çok teşekkürler katıldığınız için. Siz daha çok vaktinizi İstanbul'da mı Ankara'da mı geçiriyorsunuz?

İLHAN KESİCİ- Daha çok İstanbul'da. Yani kızımız İstanbul'da okuyor. Cenab-ı Allah bir tane kız çocuğu nasip etti hamdolsun. İşte o İstanbul'da olunca.

AHMET HAKAN- Ama Ankara'ya da sık sık gidiyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Ankara'ya da çok sık gidiyorum tabii. Ankara'da hem siyaset var, hem ekonomi bürokrasisi var, hem bürokrasi var. Oralarda çok tanıdığımız arkadaşımız var.

AHMET HAKAN- Temaslarda bulunuyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Bilgi, asıl dünya bilgisi de Türkiye bilgisi de bürokrasidedir. Yani küçümseriz bazen küçümseyenler filan vardır ama, öyle değildir. Türkiye'nin en iyi yetişmiş insanları hâlâ oralardadır.

AHMET HAKAN- Dünya kupasında hangi takımı destekliyorsunuz.

İLHAN KESİCİ- Ben mutlak Brezilya'yı destekliyorum ama,

AHMET HAKAN- Mazlum olduğu için mi?

İLHAN KESİCİ- Brezilya dünyanın en iyi futbolunu oynayan şey. İkinci en iyi futbolunu oynayan Arjantin yani finalde Brezilya ile Arjantin kendi gruplarından sıyrılarak gelsinler istiyorum evet. Müthiş güzel bir maç olur o.

AHMET HAKAN- Evet gerçekten Brezilya Arjantin izlemeye doyulmayacak, bir dünya kupasına yarışır olur.

Çok teşekkürler katıldığınız için. Gerçekten enteresan analizler yaptınız. Umarım bir kez daha bir araya gelme fırsatımız olur.

İLHAN KESİCİ- Ben çok sevinirim. Bende size asıl çok teşekkür ediyorum sağ olun.

AHMET HAKAN- Tarafsız Bölge burada sona eriyor. Yarın akşam yine birlikte olmak dileğiyle hepinize iyi akşamlar diliyoruz, hoşça kalın.

2015 İlhan Kesici | ilhankesici@ilhankesici.org Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlâk kurallarına uygun olacaktır.
Ziyaretçilere açık bilgidir.
" http://ilhankesici.org / http://www.facebook.com/pages/Ilhan-Kesici/141420525903157 / http://twitter.com/ilhankesici/ "
dışında kalan tüm internet adresleri ile ilgimiz yoktur.