Facebook
Twitter
Fadime'yi Bırak Dünyaya Bak!

Şakir Süter | Akşam | 3.3.1997

Geçen hafta İlhan Kesici'ye bazı sorularımız olduğundan söz etmiştik.

Kendisine Susurluk, Sincan, kurban derileri, karayoluyla Hac, türban, Taksim'e cami konuları hakkında sorular yöneltecektik.

Kesici'nin, ABD Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS)' nin Belçika-Brüksel'de yapılan toplantısına katıldığını öğrendik.

Bunun üzerine sizlere söz vermiştik:

- Kesici'ye Brüksel'de "dünya devlerinin nasıl bir şablon çizmeye çalıştıklarını" soracağız.

İlhan Kesici ziyaretimize geldi, oturduk ve öncelikle "güncel sorunlarımızdan" başlayalım dedik. "Geçelim lütfen" dedi:

- Türkiye, Fadime ile 10 gün geçirdi, yetmez mi?

Brüksel'deki toplantıdan ne tür izlenimlerle döndüğünü anlatırken, "Türkiye'nin çok şanssız bir dönemi yaşadığına" dikkat çekiyor Kesici:

- Türkiye'nin gelecekteki 30 yılını çok yakından ilgilendiren kararlar alınıyor. Ama bizim halimiz de ortada... "Düştü düşüyor" denilen bir Hükümetle, bu karar mekanizmalarında ne kadar etkili olabiliriz.

Kesici her şeye rağmen umutsuz değil, hâlâ trenin kaçmadığını düşünüyor.

Dünyanın siyasi haritasının çizildiğini, "önümüzdeki 30 yıl içinde yeni bir ülke doğmayacağını" söylüyor Kesici.

Biz bu sözlerin tercümesini şöyle yapıyoruz:

- Yani, Kürdistan diye bir devlet olmayacak. Yani PKK belası en geç 1998'de bitmiş olacak!

ANAP Bursa Milletvekili İlhan Kesici, ABD ile Avrupa, Avrupa ile Almanya ve ABD-Almanya arasındaki güç mücadelelerinde bazı paylaşımların söz konusu olduğuna dikkat çekiyor.

Son tahlilde ABD ile Avrupa'nın, asgari müştereklerde anlaşmasının daha kolay, ABD ile Almanya çekişmesinin ise ABD lehine sonuçlanacağı izlenimi edindiğini söylüyor.

Kesici, Almanya'nın bu zorlu pazarlıklarda şansının zayıf olduğuna inanıyor.

Bir Yıl İçinde Dört Büyük Zirve:

1997 yılının ilk büyük zirvesi Nisan'da. Clinton ile Yeltsin arasında da büyük bir pazarlık var. Dünya, bu pazarlığın nasıl sonuçlanacağını büyük bir merakla bekliyor.

Kesicı ye göre; Nisan'daki bu büyük pazarlıkta Kafkasya ve Orta Asya'da Ruslar'ın hakimiyetine göz yumulacak, ama ABD'nin "Türk kartını" masaya sürüp bu bölgenin tamamen Rus hakimiyetine bırakılmasını engelleyecek.

1997 Haziran'ındaki ikinci önemli zirvede; Avrupa Hükümetler Arası Konferansı'nda, Avrupa Birliği'nin genişlemesinin ele alınacağını hatırlatıyor.

Temmuz'da da Nato'nun Genişlemesi ile ilgili zirve var.

Ve... 1997'nin Aralık ayındaki zirvede de Avrupa Birliği'nin, genişleme ile ilgili nihai kararını vereceğini söylüyor.

Türkiye'yi dolaylı değil, doğrudan ilgilendiren kararlar alınacak 1997 yılı içinde.

Ama bizim 1997'nin üçüncü ayındaki halimize bakın!

Durum çok mu umutsuz?

Kesici'ye sorarsanız "çok parlak değil ama umutsuz da sayılmayız."

Yeter ki, kafamızı günlük vıdı-vıdılardan kaldırıp, gözlerimizi dünyaya çevirebilelim...

Bu konuya yarın da devam edeceğiz..

(04.03.1997)

"Türkiyesever Amerika"

Brüksel'deki Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS) toplantısında bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'yi dışlamaya dönük çabaları ne kadar üzücü ise, ABD'nin Türkiye'yi arkalayan tutumu da o denli sevindirici.

İlhan Kesici, Avrupa'nın geniş düşünebilen sağduyulu insanlarının Türkiye'yi "kerhen" de olsa "varsaydıklarını", ama ABD'nin Türkiye'den "kesinlikle vazgeçmeyeceği" görüşünde.

O kadar ki, Brüksel'de düzenlenen CSIS toplantısında Avrupa'nın eleştirel yaklaştığı Türkiye'yi, ABD'li konuşmacılar aslanlar gibi savunuyorlar.

Kesici, ABD'nin Türkiye'den kesinlikle vazgeçmeyeceği yolundaki iddiasını, ABD'nin "resmi" sayılabilecek şu görüşüne dayandırıyor:

"...Neye mal olursa olsun...Politik ve kültürel zorlukların giderilmesi, Türkiye'nin Avrupa entegrasyonu içinde yer alması için gösterilecek her türlü gayret, buna değer..."

(xxx)

Türk-ABD ilişkilerinin fevkalade parlak sayıldığı bir dönem yaşamıyoruz. Ama buna rağmen ABD'nin tutumu gerçekten sevindirici.

Tabii ki bunda ABD'nin "akılcılığı" ağır basıyor. Tabii ki ABD sadece bizi sevdiği için "duygusalca" yanaşmıyor Türkiye'ye. Çıkarlarımızın örtüştüğü bir gerçek.

Ayrıca, bu gerçek öyle günlük, aylık, yıllık ilişkilere değil, gelecek 30-40 yılımızı etkileyecek bir zemine oturtulmaya çalışılıyor, bunun hesapları yapılıyor.

Kesici, iddiasını biraz daha somutlaştırıyor:

-Türk-ABD ittifakı akılcı biçimde gerçekleştirilebilirse, 30 yılımızı garantiye alır, bu süre içinde de ülkeyi şaha kaldırırız. Abesle uğraşacak vakit bile bulamayız.

ABD'nin Türkiye ile kalıcı ve güçlü ittifaklar konusunda bu kadar istekli olduğunu acaba Ankara yeterince değerlendirebilir mu?

Eğer bu, önemli bir fırsatsa,- ki öyle- Ankara bu fırsatı değerlendirebilir mi?

İlhan Kesici, Türkiye'nin bu sıcak ortamın yeterince farkında olduğuna inanmıyor:

-Eğer böylesi önemli bir ortamın yeşerdiğinin farkında olsak, hiç gecikmeden gereğini yapmamız gerekir.

-Nedir gereği, ne yapılması lazım?

(xxx)

Kesici, burada asıl zorluğun ABD'de olduğunu söylüyor.

Türkiye'nin öneminin farkında olan ve bunu her zeminde açık yüreklilikle ortaya koyan "ABD devlet adamlarına" Türkiye'nin yardımcı olması gereğine işaret ediyor.

-Bu Amerika'lı devlet adamlarının önünde ABD Kongresi engeli var, Avrupa Parlamentosu engeli var. Dünya kamuoyunu etkileyen kişi ve kurumlar var.

Kesici, bu engellerin aşılması noktasında, Türkiye'nin de "kımıldaması", hatta aradaki açığın kapatılması için "koşmaya başlaması" gerektiğini söylüyor.

ABD Kongresi ve Avrupa Parlamentosu'nda lobi faaliyetlerinden, dünya kamuoyunu etkileyen kişi ve kurumlarla yakın temasa geçilmesine kadar bir dizi öneri...

Bu öneriler, ABD'deki Türkiye yanlısı insanların önünü açmaya dönük.

Ama, işin bir de iç politikaya dönük yanı var ki, üzücü olanı da bu...

30-40 yıllık geleceğimize ipotek koyacak bu gelişmeler yaşanırken, ABD Ankara'da 10 yıllık bir performans sergiliyebilecek Hükümet göremiyor.

Siz de, biz de küçük çaplı bir ortaklığa bile girişeceğimiz kişilerin "sağlam ve sağlıklı olmasını" istemez miyiz?

İlhan Kesici, iki gündür köşemizde özetlemeye çalıştığımız bu tesbitlerini kendisine saklamadığı gibi Başbakan'a da iletmiş.

Muhalefet Milletvekili İlhan Kesici'yi bu sorumlu tutumundan ötürü kutluyor, "örnek" olmasını diliyoruz.

 

2015 İlhan Kesici | ilhankesici@ilhankesici.org Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlâk kurallarına uygun olacaktır.
Ziyaretçilere açık bilgidir.
" http://ilhankesici.org / http://www.facebook.com/pages/Ilhan-Kesici/141420525903157 / http://twitter.com/ilhankesici/ "
dışında kalan tüm internet adresleri ile ilgimiz yoktur.