Facebook
Twitter
Türkiye Ekonomisi OECD'den Bağımsız Mı?

Osman Ulagay | Sabah | 23.12.1992

Türkiye 1992 yılını OECD ülkelerindeki gelişmelerden fazla etkilenmeden geçirdi. OECD durakladı biz büyüdük, enflasyon OECD’de düştü bizde çıktı. Acaba aynı olay 1993 yılında da tekrarlanabilir mi?”

DPT Müsteşarı İlhan Kesici, son verilere göre bu yılın bütününde yüzde 5.5’lik bir büyüme hızına mutlaka erişileceğini, hatta bunun biraz üzerinde bir rakamın bile mümkün olabileceğini iddia ediyor.

Dünya ekonomisinin bu yılki durgun ve sorunlu görünümüne bakarak yüzde 5.5’lik bir reel büyüme hızının 1992 yılı için iyi sayılabilecek bir performans olduğunu söylemek mümkün.

Başlıca sanayileşmiş ülkelerin yanı sıra Türkiye’nin geçen hafta açıklanan son “Economic Outlook” raporunda yer alan veriler, OECD ülkelerinde ortalama büyüme hızının bu yıl ancak 1.5 olacağını gösteriyor.

OECD içinde büyük ağırlık taşıyan ülkelerden ABD’nin geçen yıl eksi yüzde 1.2 olan büyüme hızının bu yıl artıya geçmesi ve yüzde 2’ye yaklaşması bekleniyor, ama Japonya ve Almanya’nın büyüme hızlarında büyük düşüşler var.

Japonya’da geçen yıl yüzde 4.4 olan büyümenin bu yıl yüzde 1.8’e, Almanya’da da yüzde 3.1’den yüzde 1.3’e gerilemesi söz konusu.

İngiltere hâlâ “resesyon”la boğuşuyor. İtalya’nın yüzde 1’in biraz üzerinde büyüme temposu bu yıl daha da gerilemiş, Fransa ve Kanada’da da büyümenin yüzde 2’nin altında kalacağı tahmin ediliyor.

Tüm bu rakamlar da gösteriyor ki, Türkiye’nin 1992’deki büyüme hızı diğer OECD ülkelerininkinin hayli üzerinde, büyüme açısından Türkiye’deki gelişme OECD’deki gelişmeye benzemiyor.

Enflasyon rakamlarına baktığımızda da Türkiye’deki gelişmenin OECD’deki gelişmeye hiç benzemediğini görüyoruz. OECD ülkelerinde geçen yıl yüzde 4.3 olan yıllık ortalama enflasyon oranının bu yıl sonunda yüzde 3.5’e düşmesi bekleniyor.

Gelecek yıl bu oranın da daha da düşeceği ve son otuz yılın en düşük enflasyon oranının elde edileceği tahmin ediliyor. Türkiye’de ise malum, enflasyon hâlâ yüzde 60’ların üzerinde ve düşme eğiliminde olduğunu söylemek olanaksız.

Türkiye’nin 1992’de birçok Avrupa ülkesinden ayrıldığı önemli bir nokta da Avrupa’yı sarsan devalüasyon rüzgârından etkilenmemesi olmuş.

Bilindiği gibi eylül ortasında şiddetle esmeye başlayan spekülasyon fırtınası İngiliz sterlinini ve İtalyan liretini büyük devalüasyona zorladı.

Daha sonra İspanya, Portekiz, İsveç ve Norveç gibi ülkeler de paralarını devalüe etmek zorunda kaldılar.

Türk lirası ise devalüe olan bu paralara karşı reel bazda değer kazanmış ve kimilerine göre “aşırı değerlenmiş para” haline gelmiş.

Öte yandan 1992, dünya ticareti açısından hiç de parlak bir yıl olmazken ve Türkiye’nin ihracatının yaklaşık üçte ikisinin yöneldiği OECD pazarlarında durgunluk yaşanırken, Türkiye ihracatını dolar bazında yüzde 10 dolayında artırmayı başarmıştır.

Görülüyor ki 1992 yılında Türkiye, en yakın ekonomik ve ticari ilişkide bulunduğu OECD ülkelerinden hayli farklı bir ekonomik çizgi izlemiş, bu ülkelerdeki durgunluk ya da yavaş büyüme ortamından fazla etkilenmemiş, bu ülkelerdeki enflasyon gerilemesine ayak uyduramamış ve ticaret ortağı olan birçok ülkeyi etkileyen devalüasyon kervanına katılmamış.

Şimdi acaba Türkiye 1993 yılını da OECD ülkelerinde yaşanan ve yaşanacak olan gelişmelerden fazla etkilenmeden geçiştirebilir mi?

Bu soruya cevap vermek kolay değil, çünkü Türkiye ekonomisinin kendine özgü dinamikleri var. Ancak bir an için etkileneceğini düşünürsek “Nasıl etkilenebilir?” sorusunu da sormamız gerekiyor.

Görünen o ki, 1993 yılı da OECD ülkeleri için pek parlak bir yıl olmayacak. Özellikle Türkiye’nin çok yakın ekonomik ve ticari ilişkide bulunduğu Almanya’da ekonomideki duraklamanın bir gerilemeye dönüşmesi, pazarın daralması gündemde.

IMF, Avrupa Topluluğunda ortalama büyüme hızının yüzde 1 dolayında kalacağını tahmin ediyor. Bu durumda lokomotiflik görevi Amerika’ya düşüyor ve “umudumuz Clinton” demekten başka çare kalmıyor.

Bir de 1992’de yüzde 6.5 büyüyen ve 1993’te hızlı büyüme potansiyeli olan Asya pazarlarını unutmamak gerekiyor.

Türkiye 1993’ü de dünyadaki ve özellikle yakın ilişkiler içinde bulunduğu OECD ülkelerindeki gelişmelerden fazla etkilenmeden geçirebilir mi bilmiyorum, ama buna güvenmenin doğru olmadığını ve bu gelişmeleri yakından izlemek gerektiğini düşünüyorum.

 

2015 İlhan Kesici | ilhankesici@ilhankesici.org Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlâk kurallarına uygun olacaktır.
Ziyaretçilere açık bilgidir.
" http://ilhankesici.org / http://www.facebook.com/pages/Ilhan-Kesici/141420525903157 / http://twitter.com/ilhankesici/ "
dışında kalan tüm internet adresleri ile ilgimiz yoktur.