Facebook
Twitter
Güçlü İktidar Şart

Mehmet Ali Kışlalı | Türkiye | 15.11.1998

ANAP Bursa Milletvekili İlhan Kesici uzun yıllar Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yapmış olan birikimli bir siyasetçi.

Kendisiyle son yıllarda dünyada ortaya çıkan önemli gelişmeler açısından Türkiye'deki durumu konuştuk.

Kışlalı- Sizce son on yıl içerisinde dünyada ne gibi önemli gelişmeler oldu?

Kesici - Bence önemli gelişmeler 1991'de Başkan Bush'un ortaya attığı "Yeni Dünya Düzeni" sözüdür. 6 ay kadar piyasada kalıp tedavülden sonra çekildi.

Biz ve bize benzeyen ülkeler bundan tedirgin oldular. 'Bu bir yeni paylaşım düzeni mi?' dendi.

1997'de Zirve Yılı geldi. Zirveler yapıldı. Türkiye ne bunları takip etti. Ne de anlayabildi.

Kışlalı- Ne anlaşılmalıydı?

Kesici - Önce ABD-Rusya zirvesi, Avrupa Birliği genişleme zirvesi yapıldı. NATO genişleme zirvesi oldu. ABD-Çin zirvesi, bu yıla kaldı. Sonra da Lüksembourg yapıldı.

Buralarda 2030'a kadar ki gelişmeler öngörüldü. Bunların dışındakiler dünya komünütesi dışında kalmış olacak.

Türkiye bunları izleyemedi.

Tekli bir dünya düzenine gidiliyor.

Tek süper güç oluyor.

Bunun yanında 3-4 belli başlı güç var. Rusya, Çin, Japonya, AB gibi.

Güvenlik organizasyonu da tek: NATO.

Ekonomik kalkınma modeli tek: Global kapitalizm.

Siyasal rejim: Demokrasi. Bireyci.

Kışlalı- Geleceğin gelişmelerin! nasıl görüyorsunuz?

Kesici - Büyük savaş veya kargaşa görülmüyor. Geriden kalan bölgesel anlaşmazlıklar var. Henüz vaziyet etme mekanizmaları yerleşmedi.

Kışlalı- Türkiye'yi ilgilendiren gelişmeler ne olabilir?

Kesici - Türk-Yunan bölgesel anlaşmazlıkları. Kıbrıs, S-300'ler.

Yeni dünya düzeninin bölgesel anlaşmazlıklara tahammülü yok. Bunların çözümlenmesi artık devletler arasında olmuyor.

Hükümetler yanında yeni güçler oluştu.

Parlamentolar, kanaat önderleri güçlendi.

Genel kamuoyu önem kazandı.

Eskiden ABD yardımı istendiğinde ABD yönetimi çözerdi. Şimdi başka etkenler yönetimi etkiliyor. Haklılığımız havada kalabiliyor.

Avrupa'da da aynı şeyler olabilir. Orada Avrupa Parlamentosu da var. Onu da etkilememiz gerekir.

SİYASİ SİSTEMİMİZ

Kışlalı- Bu durumda Türkiye sizce ne yapmalı?

Kesici - Şimdiye kadar dış sorunlar Bakanlıklar yoluyla diğer ilgili devletlerin kurumlarıyla temasta şekillenirdi.

Şimdi parlamentolar işin içine girdi. Bizimkinin yapısı yeni duruma uydurulmalı, oradaki parlamentolardaki sistem karışıklıkları oluşturmalı. Münasebet içinde olmalıyız.

Siyasal sistemimiz bunun icaplarını yapacak tarzda şekillenmemiş.

Kışlalı- Eksiklikleri neler?

Kesici - 1960'a göre şekillenmiş bir sistemimiz var, Anayasamız itibarıyla. O zamanki Dünya ve Türkiye yapısına göre şekillenmiş. Değişiklikler olmuş ama aynı çatı devam etmiş.

2000 sonrası çok daha farklı şekillenmeler istiyor. Yeni bir parlamenter sistem istiyor.

Kışlalı- Bölgesel anlaşmazlıklar alanında Türkiye ne olacak?

Kesici - Hiç hafife alınacak bir şey değil.

Bu konuda başı ağrıyacak ülkelerin başında belki de Türkiye geliyor. 8-9 coğrafi komşumuz var.

Bunların hepsi 1900'lerin başından bu yana bizimle ve birbirleriyle sıkıntıları olan ülkeler.

Avrupa Birliği, eski Sovyet bloğu, güneydeki İslami kuşak veya Pan-Arap kuşakla çevriliyiz.

Bu coğrafyada iddialı olmayan hiçbir millet yaşayamadı .

Kışlalı- Ekonomik durumu nasıl değerlendireceksiniz?

Kesici - Uluslararası ticaretin önündeki bütün, engeller kalkıyor. Uluslararası rekabetin önündeki tüm engeller kalkacak.

İmtiyazlı kapitalizm, sistemi bozan unsurları bünyesinde taşıyan bir kapitalizm deniyor; şantaj, rüşvet veya eş dost ilişkisiyle kapitalist mekanizmanın bozulması.

Türkiye'de bunun bütün unsurları var. Bundan bütünüyle arınmak lazım.

Sermaye hareketleri önündeki bütün engeller de kaldırılıyor.

Kışlalı- Türkiye gerekeni yapıyor mu?

Kesici - Bazı alanlarda evet, ama yeteri hızda değil. Kurumlaşmamış durumdayız.

Kışlalı- Global kriz ile durumda değişiklik yok mu?

Kesici - Önce finansal kriz şeklinde kendini gösterdi, Uzak Asya'da. Devletin müdahalesi olmaksızın yatırım imkanlarının en iyi şekilde dağıtılabileceği mekanizma orada iyi netice almıştı. Sonra bunda bir verimsizlik belirdi.

Bu incelenirken banka ve finansal sistem ile siyasetçiler arasında bir münasebet olduğu ortaya çıktı.

Rüşvet, iltimas, kayırmacılık gibi. Bu fark edilince sermaye kaçmaya başladı.

Panik baş gösterince Uzak Asya'da bir yılda 400 milyar dolar civarında bir para kaçtı.

Kışlalı- Bizi ilgilendiren yanı nedir?

Kesici - Dünya hasılasında, dünyanın yarısında yıllık yüzde 6 daralma görülüyor.

Dünya talebi azalacak. Bu da ihracatımızı olumsuz etkileyecek.

Uluslararası sermaye sorunlu ülkelere daha 2-3 yıl gelmeyecek. İhtiyacımız olan dış sermayeyi hiçbir hal ve şartta önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde ya bulamayacağız ya da bulmakta çok müşkülat çekeceğiz.

Ama her yıl 10 milyar dolar civarında dış borç servisi yapacağız. Dünyadan hiç kaynak transfer edemeden. Bu da iç kaynaklarımızın dışa çıkması demektir.

SONUÇ NE OLACAK?

Kışlalı- Bunun sonu ne olacak?

Kesici - Bu Türkiye'yi müthiş bir daralmaya getirecektir.

Kışlalı- Bunun siyasete sizce etkisi ne olacak?

Kesici - Bu durumun icaplarının yerine getirilmesi için güçlü iktidarlar gerekecek. Bu da asla yüzde 20'ler civarında oy almış iktidarlar ile mümkün olmayacaktır.

Başbakanların sermayeleri arkalarındaki halkın takdiri ve tasvibidir. Aldıkları oy oranıdır. Güncelleştirirsek yorumu:

Önümüzdeki Nisan seçimi de böyle bir oranla bir başbakan çıkaracaktır. Her an dağılabilecek olan, her an büyük güçlükle karşılaşabilecek bir hükümet modeli.

İSTİKRARLI OLMAK

Kışlalı- Türkiye'nin bugünkü durumunu çok tehlikeli buluyorsunuz?

Kesici - Dünyada 1997'de önemli gelişmeler olurken, Türkiye'de son 4 yılda 6 başbakan, son 3 yılda 9 dışişleri bakanı değiştirmiş bir ülkeyiz.

Bir Yunan dışişleri bakanı karşısına 10'dan fazla dışişleri bakanıyla çıkmış bir ülkeyiz.

Sık değişen bakanlarla dosyalara, konulara hakim olmak mümkün değildir.

Kışlalı- Bu durumu aşacak sistemin nasıl kurulabileceğini düşünüyorsunuz?

Kesici - Sadece siyasetçiler buna kafa yoracaklarsa, bu iş mevcut siyasal mekanizmalar dolayısıyla aşılamaz.

O zaman devrime benzer bir şey gereği ortaya çıkar.

Hem dünyadaki gelişme, değişme trendine uygun olmalı, hem de madem ki siyasetçiler yapamıyorsa deyip el kol bağlanıp durulmamalı.

Kışlalı- Geride ne kalıyor?

Kesici - Türkiye'nin üniversiteleri, aydınları, iş dünyasının hem yöneticileri hem liderleri genel halka meseleler iyice anlatılmalı.

Kim yapmalı dersen işte ben de anlatmaya çalışıyorum.

Bu konularda anlatacak sözü olan herkes halka bunları anlatmalı.

Ciddi bir arayışa yönelinmelidir. Bazen siyasetçi sınıfının da işbirliği aranmalıdır.

Kışlalı- Ortaya öyle bir şey koyuyorsunuz ki gerçekleşmesi hem çok karmaşık hem de elle tutulur bir çerçeve içinde görülmüyor.

Kesici - Mesele millete intikal ettirilebilirse sorun çözümlenir. Medyaya çok iş düşer diye düşünüyorum.

Günlük işlevi yanına genel bir perspektif ile duruma bakıp intikal ettirmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bence önemli kriter şudur: Türkiye dış politikadaki gelişmeler dolayısıyla kötüye giderse, ekonomisindeki yapılması gerekenler yapılmadığından kötüye giderse, bundan siyasetçiler zarar görmüyorlar. Veya en az zararı onlar görüyor.

Parti genel başkanlarına ve üst yönetimlerine oy kaybedilse bile bir şey olmuyor.

TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ

Kışlalı- O halde kim zarar görüyor?

Kesici - İki kesim en büyük zararı görüyor, iş çevreleri ve genel halk. İş dünyası yıllardır biriktirdiklerini kaybedebiliyor.

Siyasetçiler Türkiye'nin önünü açacak mekanizmaları ortaya koymamaları halinde bu iki çevrenin suskun kalması doğru olmaz.

Bunun için bu iki zümre ülke yönetimine daha çok iştirak etmeli. Söz ile, toplantılar ile, panellerle etmeleri lazım.

Bunun hemen yanına ülkenin aydınlarını koymak lazım. Medyada, kamu bürokrasisinde, üniversitelerde yetişmiş insanlar var. Onların da bu arayışa sözleriyle iştirak etmeleri lazım.

Kışlalı- Buna kimse itiraz etmez de bir nokta var. Bu dediğiniz organizasyon nasıl yapılacak? Kim yapacak?

Kesici - Türkiye 18 Nisan'da yüzde 40 oy almış bir başbakan çıkarırsa, böylece radikal sistem değişikliğine gidilebilir. Başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçilirse.

İsrail de çıkışı başbakanı halka seçtirmede buldu. Ya da seçimi yapmadan seçim ve siyasi sistemde önemli değişiklikler yapmalıdır.

Kışlalı- 1950'lerden beri Ankara'da siyasi çekişmeleri basın mensubu olarak izliyoruz. Demokratik olan ve de olmayan değişimler içerisinde reform yapmak mümkün olmadı. TBMM'nin de bunu yapacağı yok.

Kesici - Evet yok. Ama dediğim kamuoyu oluşumuyla siyasileri bu yöne çevirmek mümkün olmazsa ülkenin mutlaka bir belayla karşılaşması mı gerekecek?

Önümüzde baharda çok ciddi bir kriz demesem de büyük sıkıntı görüyorum.

1994'dekinden de büyük sıkıntı geliyor.

Bunu çok güçlü hükümet çözebilir ancak.

 

2015 İlhan Kesici | ilhankesici@ilhankesici.org Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlâk kurallarına uygun olacaktır.
Ziyaretçilere açık bilgidir.
" http://ilhankesici.org / http://www.facebook.com/pages/Ilhan-Kesici/141420525903157 / http://twitter.com/ilhankesici/ "
dışında kalan tüm internet adresleri ile ilgimiz yoktur.